Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Sitemiz İle İlgili Duyuru ve Haberler...

Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen idam_mahkumu tarih 04 Haz 2010, 22:21


Önemli Not: Paylaşımlarımızı bu duyurunun altında değil, yeni açtığımız kategoride yapmaya özen gösterelim.

чαѕαкяєѕім yazdı:
Sevgili dostlar,

Sitemizin değerli üyelerinden ozannazo'nun Facebook'ta bir süre önce açtığı Linkleri sadece Üyeler görebilir. grubunu görünce, içimden "Bu konulara mutlaka Orhanabi.Net'te de girilmeli" diye düşündüm.

Yıllar yılı, Arap müziği yapmakla, Arap müziğinden çalıntı bestelerle şöhret olmakla itham edilen Orhan Gencebay'ın, "Araplar'dan 1 tane eser çaldığımı ispat etsinler, müziği bırakırım." restine rağmen, ithamların maalesef sonu gelmemektedir. Bunun temelinde Orhan Gencebay'ın müzik anlayışını yakalamayı başaramayan, Orhan Gencebay'ın başarısını çekemeyen çevreler yatmaktadır. TRT'nin, batıcı, THMci ve Klasik Osmanlıcı bağnazların başını çektiği bu çevreler; Orhan Gencebay'ın 1 tek eserinin dahi bugüne kadar Araplar'dan çalıntı olduğunu ispatlayamamışlardır.

Bildiğiniz gibi, Orhan Gencebay müziğinin temelinde Türk Halk Müziği ve Türk Sanat Müziği olmak üzere, çok geniş bir yelpazedeki müzik türlerinden etkiler görmekteyiz; Arap müziği, Hint müziği, Orta Asya ve Çin müziği, Akdeniz (Yunan, Latin, İspanyol) müziği, klasik batı, rock, jazz ve blues Orhan Gencebay'ın müziğinin içerisinde izlerini yakalayabileceğiniz müzik türleridir. Bu geniş yelpazede, diğerleri gibi Arap müziği de, Orhan Gencebay'ın müzik anlayışında bir sentez unsurudur. Orhan Gencebay'ın karşı çıktığı şey, müziğinin Arap müziğinden ibaret olarak gösterilmesi, arabesk olarak adlandırılmasıdır. Gencebay, bu tanımın kendi müziğini kapsamakta yetersiz, yanlış ve art niyetli olduğunu yıllardır söylemektedir.

Arabeskin "yaratıcısı" olarak tanınan Orhan Gencebay'dan çok daha önce, 1926'da okullardan Klasik Türk Müziği eğitiminin kaldırılmasını, 1930'lu yıllarda 20 aylık bir süre için Türk Müziği'nin radyoda çalınmasının yasaklanmasını, batı müziğinin devlet politikası olarak empoze edilmesini, 40lı yıllarda Mısır'dan ithal edilen şarkılı filmler furyasını, bu filmlerdeki Arap müziklerinin üzerine Türkçe söz yazıp okuyan, bu filmlerde rol alan, Saadettin Kaynak, Müzeyyen Senar, Münir Nurettin Selçuk gibi bugün TSM duayeni olarak anılan isimlerin Arap müziğinden nasıl etkilendiklerini bilmeden; bugünkü durumu anlayamayız. Suat Sayın, Orhan Akdeniz, Mustafa Sayan gibi isimlerin Arap müziğinden birebir (ç)alıntı besteler üretmelerinin bedelini ısrarla Orhan Gencebay'a ödetmeye çalışan tutucu çevreler, bu gerçeklerin farkında olmalarına rağmen, kıskançlıkları yüzünden Orhan Gencebay'ı 1 numaralı hedef ilân etmişlerdir.

Orhan Gencebay'ın kendi müziği gökten zembille inmemiştir; arkasında uzun bir birikim yatmaktdır. Gencebay müziği, Bayram Aracı'yı, Yılmaz İpek'i, Ravi Shankar'ı, Mattar Muhammed'i, Muhammed Abdülvahap'ı, Haydar Tatlıyay'ı, İsmet Sıral'ı, Burhan Tonguç'u, Jose Feliciano'yu, Paco de Lucia'yı, Beethoven'ı, Elvis Presley'i, Şerif İçli'yi, Yorgo Bacanos'u, Aşık Veysel'i, Ercüment Botanoy'u, Itri'yi, Dede Efendi'yi ve daha sayamadıklarımızı bilmeden açıklanamaz. Bu gibi isimler Gencebay'da iz bırakan, müziğinde onu yönlendiren isimlerdir. Gencebay'ı özel çerçevede etkileyen bu isimlerin yanında, bir de 50li, 60lı yılların müzikal koşullarının, bir önceki paragrafta anlattığım tablo çerçevesinde dikkate alınması gerekir. Bununla ilgili açıklamalar içeren iki önemli konuya Linkleri sadece Üyeler görebilir. ve Linkleri sadece Üyeler görebilir. ulaşılabilir.

Orhan Gencebay'ın kendi müziği için "arabesk" denilmesini haklı olarak kabul etmemesiyle beraber; kişisel düşüncem, arabesk denilen bir türün, başka isimler için geçerli olmak koşuluyla var olduğu yönündedir. Eğer Arabesk, Arap müziğinden alıntı yapmak anlamını taşıyorsa, bu tür gerçekten vardır. Abdülvahap, Abdülhalim Hafız, Riyad Sunbati, Beliğ Hamdi gibi klâsik Arap bestekârların müziklerinden Türk müziğine yapılan alıntıları keşfettikçe, bu sonuca varmamız kaçınılmaz olacaktır. Ali Avaz, Suat Sayın, Orhan Akdeniz gibi isimlerin işlediği bu günahın vebalinin Orhan Gencebay'a yüklenmesi ya cehalet, ya da art niyet göstergesidir.

Mısır, batı müziğinin Ortadoğu'ya giriş adresidir. Bunda 1800lü yıllardan itibaren uzun yıllar İngiliz ve Fransız işgali altında kalmış olmasının büyük etkisi vardır. Daha önceki çağlarda da Antik Yunan, Latin ve Akdeniz kültürleriyle sürekli etkileşimde kalmış, Akdeniz'de bir kavşak noktasında bulunan, bu sebeple Roma, Yunan, Pers, Arap, Türk, Fransız, İngiliz milletlerinin istilâsına uğramış olan Mısır, bu milletlerin kültürlerinin de harmanlandığı bir coğrafyadır. 40lı, 50li, 60lı yıllarda yapılan Mısır müziğinde, batıya ait yaylı grubunun doğuya adapte edilme çalışmalarının yapıldığını görmekteyiz. Yaylı grubunun yanında gitar gibi batı enstrümanları, üflemeli sazlar, vurmalılar, ud, kanun gibi oryantal enstrümanların da harmanlanması yine Arap müzisyenlerin öncülüğünde gerçekleşmiştir. Bu çoksazlı orkestrasyon anlayışı Mısır müziği üzerinden Türkiye'ye geçmiştir. Bir zenginlik olarak bu tekniği alıp geliştirmek müziğimizi yozlaştırmak değil, müziğimize çağ atlatmaktır; nitekim Türk müziği, Orhan Gencebay'ın da araştırmacılığı ve gayretleriyle çağ atlamıştır. Tarihi eşelediğimizde, Arap Müziği, Türk Müziği, Yunan Müziği ve İspanyol Müziği arasında tarihi bağlar olduğunu keşfetmek de kaçınılmaz olacaktır.

İşte 30lu yıllardan itibaren, hatta Osmanlı vesaireye kadar gerilere giderek, Arap müziği-Türk müziği etkileşimini bu sitede ortaya koyacağımız bir bölüm oluşturmaya ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Arap müziğinden yapıldığını tespit ettiğimiz çalıntıların yanısıra, Arap müziği-Türk müziği ile ilgili teknik ve akademik konuları, Arap ve Türk bestecileri, orkestrasyon yapısını, tarihi gelişimi vs. birçok bilgi paylaşımının yapıldığı bir kategori oluşturmak istiyoruz. İstiyoruz ki, birileri internette bu konuları araştıracağı zaman ulaşacağı kaynak Orhanabi.net olsun. Böyle bir platformda hem bu konular hakkında bilgi verirken, bir yandan da Gencebay müziğinin arabesk olmadığını anlatmamızın önemli bir anlamı vardır.

İşte bu yüzden bütün üyelerimizi, yeni açtığımız Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü'nün potansiyelini dikkate almaya ve ellerinden geldiğince bu bölüme katkı sağlamaya davet ediyoruz.

Yeni kategorimize buradan ulaşabilirsiniz:
Linkleri sadece Üyeler görebilir.

Saygılarımızla,
Orhanabi.Net yönetimi adına,
чαѕαкяєѕім

İnerken aklıma bir kara perde, herşey yeniden başlar bittiği yerde...





Berhüdar Ol'un

Kullanıcı avatarı
idam_mahkumu
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 3612
Kayıt: 25 Eyl 2007, 05:41
Teşekkür etti: 361
Teşekkür aldi: 1019
Uyarılar: (0%)
Konum: Gaziantep - Kıbrıs
Level: 46
HP: 1645 / 7478
1645 / 7478
MP: 3570 / 3570
3570 / 3570
EXP: 3612 / 3828
3612 / 3828

idam_mahkumu isimli üyemize teşekkür edenler :
Boğaziçi

Re: Ortadoğu Alntıları Bölümü

Yeni mesajgönderen m.özer tarih 04 Haz 2010, 22:42

Gencebay Müziğini iyi bilen birisi olarak kendimi tanımlıyorum.Bunun yanısıra tüm Dünya müziği gibi Ortadoğu,Arap ,Afrika vb. müzikleri üzerinde de çokça araştırmalarda bulundum.Bugüne kadar Gencebay besteleri ile birebir örtüşen daha doğrusu Gencebay'ın birebir alıntı(Çalıntı) yaptığı esere rastlamadım.Dikkat ederseniz Gencebay'ın alıntı yaptığını iddia edenlerde hiç bir eser ismi verememektedirler.Sadece kuru sıkı atış yapmaktadırlar.Oysa ki Gencebay dışında bir çok sanatçı özellikle Arap(Mısır,Lübnan,vb.) sanatçılardan bir çok eseri aşırmıştır.Ancak Gencebay'ın alıntı yaptığı tek bir eseri kimse gündeme getirememiştir.Gencebay'dan alıntı yapanlar, iftira anlamında gündeme getirilmeye çalışılmıştır;bu da ortaya çıkmıştır.Bunu da gündeme getirenler Gencebay'dan özür dilemiştir.Zamanı geldikçe Ortadoğu Müziğinin bizim müziğimizle etkileşimlerini bende burada örneklerle dile getirmeye çalışacağım.İlk olarak ipucu anlamında Abdel Halem Hafez'in "Zay El Hawa" ve "Ahwak" eserlerini dinlemeyi size tavsiye ediyorum.Bunları dinlediğinizde hangi şarkıların bu eserlerden çalıntı olduğunu anlayacaksınız..
Kullanıcı avatarı
m.özer
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 401
Kayıt: 05 Eyl 2009, 11:04
Teşekkür etti: 213
Teşekkür aldi: 330
Uyarılar: (0%)
Level: 18
HP: 28 / 711
28 / 711
MP: 339 / 339
339 / 339
EXP: 401 / 417
401 / 417

Re: Ortadoğu Alntıları Bölümü

Yeni mesajgönderen levon10 tarih 05 Haz 2010, 02:54

Kendisine şimdiden teşekkür ederiz. Derin konulara yelken açılmış. (Az önce Ozannazo arkadaşımızın benimde seyretttiğim, bir TRT programı hakkında konu başlığı açtığını gördüm ve yorumumu yazdım.)

Tabii ki bu meselenin bilgi ve araştırma sonuçları üzerine ortaya çıkan tablo da; Müzik adına doğru yolda olduğumuzu bizlere daha iyi gösterecek, sanırım... O bakımdan, değerli yorum ve bilgileri hep beraber bekleyeceğiz.

Şimdiden sabırsızlanıyorum...


Saygılarımla levon10



Aklın varacağı yolu bilmek
Hafızayı zâyi edip silmek
Boyna geçen bâtın ilmek
Bizlere akıl ile kâr olur.


O hâl süren kendi
Şimdi bu hâl dedir.

levon10
Kullanıcı avatarı
levon10
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 1592
Kayıt: 09 Nis 2010, 14:47
Teşekkür etti: 636
Teşekkür aldi: 348
Uyarılar: (0%)
Level: 33
HP: 685 / 2982
685 / 2982
MP: 1424 / 1424
1424 / 1424
EXP: 1592 / 1612
1592 / 1612

Re: Ortadoğu Alntıları Bölümü

Yeni mesajgönderen hasretsevda tarih 06 Haz 2010, 18:07

sitedeki tüm arkadaşlara H.SAADETTİN AREL'in Türk Musikisi Kimindir? adlı eserini okumalarını tavsiye ederim...AREL GİBİ DÜNYANIN EN BÜYÜK MUZİKOLOĞUNUN KALEMİNDEN YILLAR ONCEKİ FİKİRLERİN NASIL YAŞADIGINI VE MUZİĞİMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU SORUNLARIN O GUNLERDEN BU YANA BİRAZ DAHA İYİ ANLAŞILMASI VE YENİ DÜŞÜNCE ŞİMŞEKLERİ ÇAKTIRMASI GÖNÜLDEN DİLEĞİM ...ASLINDA BU KİTAPTA BİZE AİT OLAN OLMAYAN SİSTEMLERİN BİLİMSEL ANALİZLERİ MEVCUTTUR...DÜNYADA BİLİNEN 4 MUZİK SİSTEMİNİN SES SKALALARI VE KARŞILAŞTIRMALIYLA BİRLİKTE ÇOKSESLİĞE AİT BİR ÇOK FİKİRDE BULUNMAKTADIR....
Kullanıcı avatarı
hasretsevda
 
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 1
Uyarılar: (0%)
Level: 0
HP: 0 / 0
0 / 0
MP: 0 / 0
0 / 0
EXP: 0 / 0
0 / 0

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen Ferhan tarih 11 Haz 2010, 20:16

Dostlar!

Bu kunu ile ilgili Orhan Gencebay bir röportajda şöyle anlatmıştı:

             "Benim müzik kopyalama konusunda "müziği bırakırım" idaamla ilgili şöyle bir olay yaşadım: "Bir tanıdığım, günün birinde, Mısır' a giden bir yakınının ona oradan bir kaset getirdiğini, ve kasette bir parçanın benim çaldığım ( yani kopyaladığım )bir eser bulunduğunu idaa edip, "yaktım seni Gencebay" diyerek bana dinletti. Ben, eseri gayet büyük bir beğeni ve zevkle dinlerken, arkadaşa dönüp, "biraz arapça okuma-yazman olsaydı bestenin yanındaki yazının İSMİM olduğunu görecektin" diye karşılık verdim. Kasetin aynısı bende de mevcut olduğundan biliyordum tabi bunu. Benden özür diledi." ..........???

                Bu yalan hakkında başka şey yazmaya gerek varmı???  Hala şüphesi olanlara ve çekemeyenlere sesleniyorum, "yeter artık bu üstadın hakkını yediğiniz! Arap dünyasının ONDAN esinlendiğini görün artık!"    

Biliyorum, aranızda hangi şarkının olduğunu veya hangi arap şarkıcının söylediğini merak ediyorsunuzdur. Ne kadar aradıysam ( bizzat Suriye ve Lübnan' da ) maalesef bulamadım. Sizlerden biri belki biliyorsa, paylaşıma çok sevinirim.

Sevgiler
Kullanıcı avatarı
Ferhan
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 50
Kayıt: 23 Şub 2008, 15:26
Teşekkür etti: 51
Teşekkür aldi: 28
Uyarılar: (0%)
Level: 5
HP: 0 / 81
0 / 81
MP: 38 / 38
38 / 38
EXP: 50 / 51
50 / 51

Ferhan isimli üyemize teşekkür edenler :
gencebaymania Y.E.B

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen divanist26 tarih 11 Haz 2010, 20:59

Ferhan yazdı:Dostlar!

Bu kunu ile ilgili Orhan Gencebay bir röportajda şöyle anlatmıştı:

             "Benim müzik kopyalama konusunda "müziği bırakırım" idaamla ilgili şöyle bir olay yaşadım: "Bir tanıdığım, günün birinde, Mısır' a giden bir yakınının ona oradan bir kaset getirdiğini, ve kasette bir parçanın benim çaldığım ( yani kopyaladığım )bir eser bulunduğunu idaa edip, "yaktım seni Gencebay" diyerek bana dinletti. Ben, eseri gayet büyük bir beğeni ve zevkle dinlerken, arkadaşa dönüp, "biraz arapça okuma-yazman olsaydı bestenin yanındaki yazının İSMİM olduğunu görecektin" diye karşılık verdim. Kasetin aynısı bende de mevcut olduğundan biliyordum tabi bunu. Benden özür diledi." ..........???

                Bu yalan hakkında başka şey yazmaya gerek varmı???  Hala şüphesi olanlara ve çekemeyenlere sesleniyorum, "yeter artık bu üstadın hakkını yediğiniz! Arap dünyasının ONDAN esinlendiğini görün artık!"    

Biliyorum, aranızda hangi şarkının olduğunu veya hangi arap şarkıcının söylediğini merak ediyorsunuzdur. Ne kadar aradıysam ( bizzat Suriye ve Lübnan' da ) maalesef bulamadım. Sizlerden biri belki biliyorsa, paylaşıma çok sevinirim.

Sevgiler

Bahsettiğiniz şarkının adı Aşk Pınarı' dır yanlış bilmiyorsam.Arapça okuyan kişi ise Hany Shaker.
Başka sanatçılar tarafından okunan eserler kısmında mevcut.
Linkleri sadece Üyeler görebilir.
Hey hey
Yine de hey hey
Ben bir Köroğluyum dağda gezerim
Esen ülüzgardan hile sezerim ..
Kullanıcı avatarı
divanist26
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 25
Kayıt: 20 Nis 2010, 19:06
Teşekkür etti: 7
Teşekkür aldi: 4
Uyarılar: (0%)
Level: 3
HP: 0 / 44
0 / 44
MP: 21 / 21
21 / 21
EXP: 25 / 27
25 / 27

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen Ferhan tarih 11 Haz 2010, 21:16

Divanist dostum, sana cok tesekkür ederim. Berhudar ol.
Kullanıcı avatarı
Ferhan
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 50
Kayıt: 23 Şub 2008, 15:26
Teşekkür etti: 51
Teşekkür aldi: 28
Uyarılar: (0%)
Level: 5
HP: 0 / 81
0 / 81
MP: 38 / 38
38 / 38
EXP: 50 / 51
50 / 51

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen divanist26 tarih 12 Haz 2010, 16:47

Ferhan yazdı:Divanist dostum, sana cok tesekkür ederim. Berhudar ol.

Rica ederim.Sende Berhudar Ol.
Hey hey
Yine de hey hey
Ben bir Köroğluyum dağda gezerim
Esen ülüzgardan hile sezerim ..
Kullanıcı avatarı
divanist26
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 25
Kayıt: 20 Nis 2010, 19:06
Teşekkür etti: 7
Teşekkür aldi: 4
Uyarılar: (0%)
Level: 3
HP: 0 / 44
0 / 44
MP: 21 / 21
21 / 21
EXP: 25 / 27
25 / 27

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen levon10 tarih 12 Haz 2010, 18:02

VİKİPEDİ Kaydı: İlgilenen arkadaşlar için;

HÜSEYİN SADEDDİN AREL   (d. 18 Aralık 1880, Vefa, İstanbul, müzikolog.)

Anadolu kazaskerlerinden müderris Mehmet Emin Efendi'nin altıncı çocuğudur. Annesi Fatma Zekiye Hanım'dır. İlk öğrenimini Vefa'da Taşmektep, Şemsülmaarif ve Nümune-i Terakki (İstanbul Lisesi) okullarında tamamladıktan sonra 1886 yılında ailesi ile İzmir'e göç etti.

İzmir'de Fransız Kolejini bitirdikten sonra yüksek öğrenimi için İstanbul'a geldi. Bir yandan medreselerde okuyarak "İcazet" alırken, diğer yandan "Hukuk Mektebi" ne devam ediyordu. 4 Eylül 1906 tarihinde mezun oldu ve kendisine "Üstün Başarı Madalyası" verildi. Özel öğretmenlerden dersler alarak dil bilgisini ilerletti. Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İngilizce'yi iyi derecede öğrendi. Bunlardan başka İtalyanca, İspanyolca, Latince, Rumca, Eski Yunanca, Ermenice, hatta Felemenkçe ve Slav dillerini anlayabilecek kadar bilirdi.

O zamanın anlayışına göre öğrenciler devlet dairesinde görev aldıklarından, Arel de memuriyete on beş yaşında İzmir'de bulunduğu sırada "Vilâyet Mektûbi Kalemi"nden başladı. İstanbul'a geldikten sona 1901'de Adliye Nezareti'ne tercüman olarak girdi. Aynı yerde şifre müdürlüğü, 1909'da Ticaret-i Bahriye Mahkemesi Üyeliği, 1911'de ceza işleri müdürlüğü yaptı ve bir yıl sonra istifa ederek ayrıldı. 1910'da Washington'da toplanan uluslararası hukuk kongresine Türkiye'yi temsilen katıldı. Bazı incelemelerde bulundu, tebliğler ve konferanslar verdi.

1913 yılında zamanın Danıştay'ında maliye ve bayındırlık üyeliklerinde bulundu. 1914'te Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne, aynı yıl içinde "Tanzimat Dairesi Reisliği"ne getirildi. Bu daire 1918 yılında kapatılınca görevinden ayrıldı. Bir daha resmi görev almadı. Mütareke yıllarında Amerika'ya giderek 1923 yılına kadar orada yaşadı. Amerika'dan döndükten sonra bir büro açarak İzmir'e yerleşti ve avukatlık yaptı. Beş yıl serbest çalıştıktan sonra 1928 yılında İstanbul'a gitti. Son zamanlarına kadar avukatlık mesleğini bırakmadı. İstanbul'da 6 Mayıs 1955 tarihinde, Bomonti'deki evinde hayata gözlerini yumdu. 8 Mayıs 1955 günü kalabalık bir toplulukla Şişli Camii'nde kılınan namazdan sonra Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.

Adliye Nezareti'nde çalıştığı yıllarda, eski sadrazamlardan ve Adliye Nazırı Abdurrahman Nurettin Paşa'nın kızı Pakize Hanım'la evlenmiş, bu evlilikten tek çocuğu olan kızı Naciye Arel doğmuştur.

Konu başlıkları
1 Musiki öğrenimi
2 Koleksiyonculuğu ve yayımcılığı
3 Musıki hocalığı
4 Türk Musikisine getirdiği yenilikler
5 Eserleri


Musiki öğrenimi
Musıkî çalışmalarına on yaşında başladı. İlk olarak Udi Şekerci Cemil Bey'den ut ve nazariyat dersleri aldı. Bu ilk adımdan sonra kendi çabası ile bilgisini derinleştirdi. Başta Türk Musikisi olmak üzere bütün dünya mûzikleri hakkında yazılmış eserleri topladı. Çok yabancı dil bilmesi nedeni ile her türlü kaynaktan bilgilerini güçlendirdi. Türk Musikisinin nazariyatından söz eden eski Edvar kitaplarını okudu, araştırdı. Nazari çalışmalarının yanı sıra ut, ney, keman, klasik kemençe, tambur, viyola, viyolonsel, özellikle piyano çalmasını öğrendi. 1907-1909 yılları arasında Edgar Manas'tan armoni, kontrpuan ve füg öğrendi. Kompozisyon, orkestrasyon ve enstrümantasyon bilgilerini kendi gayreti ile elde etti.

Koleksiyonculuğu ve yayımcılığı
Arel, iki kez kütüphane kurdu. Bunlardan ilki kayınbabası Abdurrahman Nureddin Paşa'nın konağında oturduğu yıllarda, İstanbul'un işgali sırasında Fransızlar tarafından kasten yakıldı. Bu yangında pek çok nadir yazma, koleksiyon ve değerli kitap yok oldu. İkinci olarak kitap toplamağa İzmir'de başladı. Yeni kütüphanesini Bomonti'deki evinde kurdu. Birçok yerli ve yabancı kitabı biraraya getirdi. Bunlar arasında Türk Musikisi açısından büyük değer taşıyan yazma eserler, fotokopiler, filmler bulunuyor.

Bir ömür boyu maddi ve manevi fedakarlıklarla topladığı, bilenlerden bizzat notaya aldığı koleksiyonu özellikle önemlidir. Bu koleksiyona Dr. Suphi Ezgi'nin topladığı eserler de katılmıştı. Sadece Türk Mûsıkîsi ile ilgili eserlerle sınırlı kalmamış, bütün dünya müzikleri için önemli belgeleri biriktirmişti.

Sadeddin Arel, 1908 yılından başlayarak on beş günde bir olmak üzere "Şehbal" adında bir kültür ve magazin dergisi çıkardı. Matrisleri İtalya'da hazırlanan bu dergi, o yıllardaki yayınlara göre, gerek baskı ve gerekse kalite yönünden üstün nitelikte idi. Ancak yüz sayı çıkabilen Şehbal, İstanbul'un işgali sırasında idare binası yanarak kolleksiyonu ve belgeleri yok oldu. Bu dergi musikimiz hakkında araştırma yapacaklar için en önemli kaynaklardan biridir. 1939 yılında İsmail Hami Danişmend'le çıkarmış olduğu "Türklük" dergisi ancak on beş sayı çıkabildi. Bu dergide yayınlanan "Türk Musikisi Kimindir?" başlığı altındaki seri makaleleri sonradan kitap haline getirilmiştir. 1948 yılında çıkmağa başlayan "Musiki Mecmuası" son yayın organıdır. Başta bu dergiler olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda makale, inceleme ve araştırma yazıları yayınlamıştır. Kütüphanesinin tamamına yakın bir bölümü ölümünden sonra "Türkiyat Enstitüsü"ne hibe edilmiştir.

Musıki hocalığı
Maddî imkânları elverdiği için karşılık beklemeden bir ömür boyu önceleri haftada iki gün, sonraları yalnız Cumartesi günleri evinde akademik mûsıkî toplantıları düzenledi. Hatta başlangıçta bu toplantılar yemekli olarak yapılırdı. İzmir'de bulunduğu yıllarda, İstanbul'a gittikten sonra da, ölünceye kadar bu gelenek devam etti. Türk Musikisi alanında yetişmiş, isim yapmış pek çok sanatkar Arel'in bu akademik toplantılarından yararlanarak yetişmiştir. Ayrıca evi çağının ilim ve sanat adamlarının da uğrak yeri olmuştur.

Engin musiki ve genel kültürü kendisinin kısa zamanda çevresinde ve İstanbul'da tanınmasına yardımcı olmuş, özel musiki okullarında ders verme teklifleri almış, daha 1916 yılında Darüttalimi Musiki'de ders vermeye başlamıştı. Olağanüstü bir yetki ve beş yıllık bir anlaşma ile 1943 yılında İstanbul Konservatuvarı'nın başına getirildi. 1948 yılında süresi dolunca yenilemek istemedi. Buradan ayrıldıktan sonra "İleri Türk Musikisi Konservatuvarı"nı kurdu ve bu okulun yayın organı olan "Musiki Mecmuası"nı çıkartmağa başladı. Arel'in bu yönlerini öğrencisi Ercüment Berker şu görüşlerle değerlendirmiştir: "Müzikolog H. Sâdeddin Arel, ulusal kültürün soylu ve güçlü bir değeri olan, ancak yüzyıllar boyunca dar bir çevre içinde ustadan çırağa geçen, gizli bir fen ve sanat halinde kıskançlıkla gizlenen Türk müzikolojisini çağdaş metodolojiye göre düzenleyip -kendi deyimiyle-işporta mataı halinde isteyenin yararına sundu. Böylece, Türk Musikisi'nin yaygın eğitimini ve Türk Mûsıkîsi Devlet Konservatuvarı'nın kurulması olanağını hazırlıyordu. "

Türk Musikisine getirdiği yenilikler
Rauf Yekta Bey'in Türk musikisi üzerinde başlattığı bilimsel çalışmaları daha ileri bir düzeye götüren ve sağlam temellere oturtan Hüseyin Sadeddin Arel olmuştur. Dr. Suphi Ezgi ve Salih Murat Uzdilek'le yorucu araştırmalardan sonra, musikimizin akustik bölümünün tamama yakınının açıklamasını yapmıştır. Böylece 24 eşit olmayan aralığın varlığı ispatlanmış ve bu görüşün bilimsel dayanakları belirlenmiştir. Bugünki görüşlere göre eğer bu sistemin eksik yönleri varsa, müzikoloji ile uğraşanların eleştiri yerine bu eksik yönleri tamamlamaları gerekir.

Batı notası tam olarak Sultan II. Mahmut döneminde ülkemizde yaygınlaşmışsa da, Hamparsum notasının yerini tutamamıştır. O zamanki görüşler bu nota ile Türk Musikisi eserlerinin yazılamayacağı merkezindeydi. Arel, arkadaşlarıyla donanım işaretlerini bularak bu sorunu da çözüme bağlamıştır. Batı musikisi terminolojisinin bizim musikimizin ihtiyaçlarını karşılamadığını görmüş, kendi ses yapımız ve icra özelliğine göre bir Türk Musikisi terminolojisi ortaya koymuştur. Bugün kullanılan bu sözcüklerin pek çoğu Arel'e aittir.

Arel Türk Musikisi'nde çok sesliliğe taraftardı; ancak, ona göre bu çokseslilik kendi tonal sistemimizin gereğine göre yapılmalıydı. Bu düşüncelerini sırası geldikçe söylemiş ve nitekim eserlerinin içinde önemli bir sayıya ulaşan çok sesli besteleri bu esasa göre bestelemiştir. Beş tür kemençe ile bir "Kemençe Ailesi" fikrini ortaya atması bu düşünceden kaynaklanmıştır. Bu düşünce başarı ile uygulanmış, dönemin ünlü sanatkârları tarafından bu sazlar denenerek, bu yoldaki besteler icra edilmiştir. Bu büyük insanın açtığı çığır kendinden sonra geliştirilmemiş, yapılmış olanların tekrarından ibaret kalmıştır.

Eserleri
Verimli bir bestekar olan Arel, bir ömür boyu Batı ve Türk Musikisi dalında iki bin kadar eser ortaya koymuştur. Ercümend Berker'in verdiği listeye göre bu eserlerin sayısı ve türü şunlardır:

51 Mevlevi Ayini, 108 Durak, 87 İlahi, 13 Ney taksimi bestesi, 24 Peşrev, 28 Konser Saz Semaisi, 80 Saz Semaisi, 42 Oyun havası, 20 Dramatik Saz Eseri, Tambur ve Viyolonsel için 8 taksim, 11 Köçekçe; Beste veSemai gibi büyük formlarda 7 sözlü eser, 51 Gazel, 3 Gazelli taksim, 2 Marş, 104 Şarkı, Oda Müziği ve koral, Altılama, Üçleme, İkileme olarak toplam 71 çok sesli eser.

Bunlardan başka Türk Musikisi nazariyatı dersleri, Armoni dersleri, Kontrpuan dersleri, Füg dersleri, Prozodi dersleri, Türk Mûsıkîsi ileri solfej dersleri, Eski Musiki Tarihi (Başlangıç), Türk Mûsikisi Kimindir ? yazı dizisi ve diğer çeşitli makaleleri ve Kantemiroğlu'nun Edvar'ının yayını sayılabilir. Batı Mûsıkîsi Tarihi notları basılmamıştır.



Aklın varacağı yolu bilmek
Hafızayı zâyi edip silmek
Boyna geçen bâtın ilmek
Bizlere akıl ile kâr olur.


O hâl süren kendi
Şimdi bu hâl dedir.

levon10
Kullanıcı avatarı
levon10
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 1592
Kayıt: 09 Nis 2010, 14:47
Teşekkür etti: 636
Teşekkür aldi: 348
Uyarılar: (0%)
Level: 33
HP: 685 / 2982
685 / 2982
MP: 1424 / 1424
1424 / 1424
EXP: 1592 / 1612
1592 / 1612

Re: Türk Müziği-Arap Müziği İlişkisi Bölümü

Yeni mesajgönderen hasretsevda tarih 12 Haz 2010, 18:28

[quote=
Arel Türk Musikisi'nde çok sesliliğe taraftardı; ancak, ona göre bu çokseslilik kendi tonal sistemimizin gereğine göre yapılmalıydı. Bu düşüncelerini sırası geldikçe söylemiş ve nitekim eserlerinin içinde önemli bir sayıya ulaşan çok sesli besteleri bu esasa göre bestelemiştir. Beş tür kemençe ile bir "Kemençe Ailesi" fikrini ortaya atması bu düşünceden kaynaklanmıştır. Bu düşünce başarı ile uygulanmış, dönemin ünlü sanatkârları tarafından bu sazlar denenerek, bu yoldaki besteler icra edilmiştir. Bu büyük insanın açtığı çığır kendinden sonra geliştirilmemiş, yapılmış olanların tekrarından ibaret kalmıştır.
quote]

kendinden sonra geliştirilmeme nedenlerinin en başında memur zihniyetli kurumlarda bagnaz tutucu kimselerin bakış açıları olarak en baştaki sebep sayılabilir..bu birazda muziği yeni baştan öğrenmekle alakalı bir durumdur...bugün türk muziğinin içine düştüğü durum zaten yıllar oncesinden verilmek istenen recetelerin algılanamaması ile alakalıdır...batı muziğinde temel esas armoni ve kontrpuandı..bizde ise tek sesli muzik oldugu için melodiye dayalı bir sistem vardır...bugün piyasa da olsun gerek akademik çevrelerce olsun anlı şanlı diye bildiğimiz besteciler yada akademisyenler malesef armoni konusunda her zaman cuvallamışlardır...en büyük besteci diye gördüklerimizde bile bu mevcuttur..hicaza la mojör diyen anlayışla komad ila akor olmaz diyen anlayışın arasında asla fark yoktur bana göre...içinizde okul okuyanlarda iyi bilirler..konservatuvarlarda asla armoni öğrenemezsiniz..kagıt üzerinde görünen le matematik kurallların uygulamaları na bir defa ders olarak zaman yetersizdir...2 yıl gibi bir süre sanırım armoni dersleri..
Büyük Arel in eserlerin in icra edilmemesi nedenine gelince eserlerin her biri çok zor dur...teknik anlamda bu eserleri çalacak olanların her gün en az 6 saat enstrumanla olmaları gerektiği için işte bu saydıgım çevrelerin işine gelmemektedir...durum hala daha aynıdır...değişmemiştiri...devlet memuru zihniyeti dediğim bu zaten..salla başı al maaaşı
Kullanıcı avatarı
hasretsevda
 
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 1
Uyarılar: (0%)
Level: 0
HP: 0 / 0
0 / 0
MP: 0 / 0
0 / 0
EXP: 0 / 0
0 / 0

Sonraki


İlginizi Çekecek Diğer Başlıklar


Dön Site Duyuruları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir