Önceleri evde bir radyo pikap vardı.
Altı uzun bir radyo idi.
Üstündeki kapağı açınca pikap bölümü ortaya çıkardı.
4-5 yaşımdan itibaren o pikapta çalınan plakları dinlerdim.
Kırk beşlikler vardı, otuz üçlükler vardı.
Daha önce de bahsettim ilk kez o pikapta Kervan plakçılığın çıkardığı bir LP ile Orhan Gencebay'ı dinledim.
Eser "sen de bizdensin".
Bu yazımda, bu eserleri dinlerken neler olduğunu yazmayacağım.
Teknik konulara değineceğim.
O pikap var ya...
Sıkça arızalanırdı.
Galiba 5 yaşlarında bir çocuğun müzik dinleme hevesini giderirken farkında olamadığı hoyratlık ve haylazlıkları da, bunda müeesirdi.
Bu plak işi zor oluyor. Kaset dinleyelim diye de düşündük.
O vakit evde bir teyp vardı ki, şimdi bu sitede bulunanların belki bir çoğu o tip bir cihaz görmemiştir.
Markası Philips idi.
Pilliydi, adaptörü bile yoktu. Onun için üç kaset dinledikten sonra müzikler "Dabbe" filmindeki efektlere benzerdi.
1980'lerin başında artık onlu yaşlarda iken bile evimizde bulunan müzik dinleme cihazları hala o ikiliden ibaretti.
Sıkça arızalanan bir radyo pikap ve pilli, mono çıkışlı bir Philips teyp. Kaseti ileri veya geri almak için play düğmesini sağa sola çekerdiniz. Bırakınca dururdu. Bu arada acaip pil harcardı.
"En büyük dert" eserini bile ilk o teypte dinledim.
1980'lerin başlarında, bu siteden Levon 10 belki hatırlar, Levon 10'un abisinin yardımı ile o radyo pikapın hoparlörlerini, o Philips teyp ile bağladık, bir adaptör yardımı ile Philips'i pillerin egemenliğinden çıkardık.
Yüksek volümde müzik dinlemeye başlamıştım.
"Kader diye diye" nin başında volümü bir yükseltirdim, annem derhal kızardı.
"Komşular gelecek" diye.
Ben ise komşuların da böyle bir müziği dinleyebilmekten memnun olduğunu düşünürdüm.
Çok yıllar sonra İngiltere'de, herkes bilgisayar, video kamera gibi cihazlar satın alırken benim ne satın aldığımı tahmin edersiniz.
Bir JVC müzik seti.
İngiltere'de kaldığım evde, üst katta iki rakçı çocuk vardı. Sabaha kadar gitar çalarlardı.
Ben ne mi dinlerdim?
BU JVC'ler müthiş arkadaşlar. İngiltere'de, çatı katının hemen altında, Manş denizini izlerken, benim JVC'mden şu sesler yükselirdi.
Böyle mi tanıdın
Böyle mi anladın
Yıllardan beri beni
Kolay mı ayrılık, unutmak veda etmek
Terk etmek seni
Ömrünce ıstırap, ömrünce bin çile çekmek istemiyorsan
Son bir defa daha dinleyip de öyle git
Sevgilim beni.....
Rakçı arkadaşların müzik anlayışlarına da yıllar önceki komşular gibi katkıda bulunduğumdan eminim.

(0%)


News