Kendi soruma kendim cevap vereyim.
"Aşkımızın duası" herhalde Gencebay'ın en kasvetli şarkısıdır.
"Sevmiyorum deme" söylenişi "aşkımızın duası" na benziyor.
"Aşkımızın duası" karakteristik bir şarkıdır. Ağlarmış gibi söylenir, ama bu iş yapılırken ne ses ne de eser dejenere edilmez. Bir kalite söz konusudur. Bu manada Türk müziğinde başka örneğini ben duymadım, görmedim: Ağlarmış gibi (belki hakikaten ağlayarak), nefes nefese, iç çekişlerin duyulmasa da hissedildiği, ağdalı icra tarzı.
"Kal sağlıcakla" ile "sevda borcum var" girişleri de birbirine benzemektedir. Bu benzeme melodilerin birbirini hatırlatmasıdır. Ayrıca her iki eserde de meyanlardaki ses kullanımı birbirini çağrıştırmaktadır. Hatırlatayım
"Çektiğim çileler gelmiyor dile
Söylesem nafile, yazsam nafile
Senden vazgeçersem sırattan bile
Geçerim sevgilim, kal sağlıcakla" ve
"Bir daha dünyaya gelirsek bil ki bana
Bir sevda borcun var, sözün var sözün var
Sevda borcun var"
Peki "küstüm çiçeği" ne arıyor bu kategorizasyonda?
Onun söylenişi ayrı bir muamma.
Bir kere icrası yukarıda geçen eserlerin tamamından zor.
Ama şu kısmını hatırlayalım ve yukarıdaki iki meyanla bağlantı kuralım
.
" Bir küsüp bir barışıyoruz
Ayrılığa mı alışıyoruz?
Bence biz çok naz yapıyoruz"
(ne alakası var diyenler dikkatli dinlesinler)