SEVGİLİ SİTE UYELERİ VE DEGERLİ YONETİCİ ARKADAŞLARIM..1987 YILINDA LİSEDE OKURKEN SOSYOLOJİ DERSİ İÇİN HAZIRLADIGIM DÖNEM ODEVİNE AİT BİR MAKALEYİ YAYINLAMAK İSTİYORUM..HERKESE MUZİK DOLUSU GÜNLER DİLİYORUM....
_______ ARABESK OLAYI_________
''Arabesk'' yada ''Dolmuş muziği'' geniş halk kitlelerinin ilgisiyle karşılalanırken ayndı çevreler de bu müzik türünü
değişik yargılarla degerlendirmiştir.Örneğin bazı entellektüeller bunun ''yozlaşmış bir müzik'' oldugunu ''muzik bile olmadığını''söylerken bazılarıda ''geleneksel kültürümüzün bir parçası'',''batıya başkaldırının bir parçası'' oldugu savını ileri sürmüşlerdir.
Benim bu ödevi hazırlamakta amacım her ne olursa olsun bu konudaki her iki görüşü de sunmaktır..Ayrıca bu müziğin gelişimini ve temsilcilerinin görüşlerini çeşitli gazete ve dergilerden inceleyerek ortaya koymaktır..
Ömer SABIRSIZ..
1987-88 ÖGRETİM YILI.
1960'lı yılların başlarında Türkiye'de büyük değişiklikler yaşanmaya başlandı..O günlere kadar göze pek batmayan bir olay yaşanıyordu ülkemizde.Köyden kente göç olayıydı bu.Tarlasını toprağını satanlar,ırgatlığı bırakanlar ''taşı toprağı altın'' olan büyükl şehirlere koşmaya başlamışlardı,kafalarında kentlerde zengin olan akrabalarının öyküleri ile.Ve şehirlerin büyük yapılarının eteklerinde,pıtırak gibi gecekondular bitmeye başladı..Adı üzerinde bir gecede yapılıyor,yapımında tenekeden taş parçalarına kadar herşey kullanılıyordu..Bu gecekondular kent merkezlerine minibüslerle bağlandırlar..
İşte o yıllarda Orhan Gencebay'ın ''Bir Teselli Ver'' adlı parçası bomba gibi patladı,ardından diğer parçalarıda bu tarzda geldi..Bu şarkıların yaygınlaşmasındaki en büyük rolü,gecekondu ahalisinini kent merkezlerine taşıyan minibüsler oynadı..bu yüzdeen adına ''minibüs müziği'' dendi.sonradan şoför müziği dendi en sonunda ise muzikle hiç bir alakası olmayan ''arabesk''adı basın ve bazı geri kalmış! müzik eleştirmenleri tarafından yakıştırıldı...Arabesk denince ilk akla gelen isim Orhan Gencebay olmasına karşılık ondaqn çok eski olan Saadettin Kaynak'ın bazı şarkılarında arabeskten izler vardı...Nitekim saha sonraları Saadettin Kaynak bazı çevrelerce ''Arabeskin babası''olarak anılmaya başlayacaktı.....
ARABESK MUZİĞİN KİTLELERCE BENİMSENMESİNDE İÇERDİĞİ MOTİFLERİN TOPLUMUN YAPISIYLA DENK DÜŞMESİ ÖNEMLİ BİR ROL OYNAMIŞTIR:
ı- ''Minibüs müziği''nin korkunç bir hızla yığınsallaşması kullanılagelen anlamıyla ''kitle kültürü''olgusundan farklıdır.
Batıda egemen güçlerin çeşitli beyin yıkama,şartlandırma yoluyla kitlelere zorla dayattıkları ''kitle kültürü''olgusuyla bu olgu arasında şematik bir parallellik kurma tehlikesi var.
Alışılagelmiş anlamıyla ''kitle kültürü'' egemen kesimlerin bütün kitle iletişim araçlarıyla TV,sinema ve reklamlar yoluyla,bütün güçlerini seferber ederek yaygınlaştırdıkları yapay bir ''uyuşturucu''nun üretimini kapsıyor.
Oysa bu ''Minibüs müziği'' denilen müzik biçiminin dev isimleri Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur'un plaklarının radyo ve TV de yayınlanmaları bu müzik türü başladığından beri yasaklanmıştır.Bilindiği gibi ülkemizde plak ve kaset piyasasında bir plağın geniş tüketici yığınlarına ulaşabilmesi için şansı radyo ve TV' nin denetiminden geçip bu araçlarda yayınlanmasına bağlıdır..Radyo ve TV de yayınlanmamış bir plağın satış şansı hiç yok gibidir.
Burada TV, radyo yasaklı,buna rağmen hızla yığınsallaşabilen ve genel olarak kullanıldığı anlamdaki ''kitle kültürü''nden farklı bir olguyla karşı karşıya oldugumuz ortaya çıkıyor.
Yasaklama kararının bu müzik türünü dinleyen benimseyen çeşitli kimselerin ideolojilerinin(müziğin yapısında,sözlerinde,yansıyan değerler sistemi) ekonomiye ve radyo TV ye egemen kesimlerin ideolojileriyle olan çelişkilerinden kaynaklandığı söylenebilir.
Bütün bunlarda ülkemizin kapitalizm öncesi üretim ilişkilerinin Batıdan farklı oluşunun buna bağlı olarak kapitalizmin gecikmesinin emperyalizm ve batılaşma olgularının ve batılaşmayla gelen tepkilerin çok yanlı çelişkilerin yansımalarını içeriyor.
Özellikle burada emperyalizmin toplumumuza zırla dayattığı ''Batılaşma Hareketlerinin'' ve ona karşı gelen ''Doğucu-islamcı'' tepkinin son uzantılarında görmek mümkündür.
Örneğin; Orhan Gencebay müziği çeşitli çevrelerce eleştirilirken yada radyo TV de yasaklanırken,bu müzik biçiminin ''Arap müziği'' taklidi olduğu ısrarla öne sürülüyor.Yasaklamanın içinde bu ''Arap müziği taklitçliği''nin çok önemi var.Oysa Batı muziğin çok kötü taklitleri,bozuk kopyaları olan ''Aranjmanlar''için bunlar ''Batı taklidirdir''diye hiç bir engelleme yada yasaklama olmayışı ilginçtir!!!Üstelik, toplumumuzun hemen her yerinde her gün radyo ve TV de bu ''kötü taklit aranjmanlarla'' iç içe yaşamasına egemen kesimlerin sözcülerinin karşı çıkmaları,yasaklamaya çalışmaları falan görülmüş bir şey değil!
Üstelik ''Minibüs müziği'',''Arap müziği'' taklididir diyenler(TRT VE YANDAŞ BİR TAKIM BENZER ELEŞTİRMENLER)için ilginç bir durum var ortada.''Arap aydınlarıda kendi müzikleri için bu müzik bizim müziğimiz deği,Türklerden gelen bir müzik biçimidir''diye bağırıp çağırıyorlarmış.Haklı olmalarıda pek akıl dışı değil.Ayrıca Osmanlı Devleti içinde yüzyıllarca birlikte yaşayan ulusların müziklerinin birbirinden etkilenmemeleride olanaksız.
Prof. Niyazi Berkes,Mısırda bu konuyla ilgili gözlemlerini (islamcılık,Ulusçuluk,Sosyalizm -bilgi yayınevi 1975)kitabında şöyle anlatıyor:''Bizdekiler eski müzik Türk müziği değil Araplardan gelme diyorlardı..Mısır aydınları bunun tersini söylüyorlar.Bu müzik bizim ulusal müziğimiz değil,Türklerin başımıza sardığı bir beladır''diyorlar.
II
Ülkemiz hızla bir kapitalistleşme süreci yaşıyor.Kırsal kesimdeki ekonomik yapı çözüldükçe,onun üst yapısı olan gelenekler,dinsel değerler,kırsal kesimlerden kentlere göç eden insanlarla birlikte kentlere taşınıyor.Kentsel değerlerle kırsal değerlerin karşılaşması sonucu çeşitli yadsımaları,iç içe girmeleri,dönüşmeleri içeren çeşitli süreçler yaşanıyor.
Minibüs müziği kentleşmeyle ortaya çıkan değerler karmaşasının bütün yansımalarını içeriyor.Halk muziğinden klasik Türk müziğine,Doğulu dinsel seslerden,Batının en gelişmiş elektronik müzik altleriyle elde edilebilen karmaşık seslere kadar pek çok çeşitli sesin birleşmesinden oluşan bir yapısı var.bu konuda Gencebay şunları söylüyor:
''Örneğin 1970te ''Bir Teselli Ver'' plağının yapımında Devlet Operası'ndan bir keman gurubu çalıştırdım.böyle bişey o zamana kadar yapılmamıştı.Daha sonra yaptıüım plaklarda hemen hemen Batı tekniğinin geliştirdiği müzik aletlerini Moog tan elektro piyanoya kadar hepsini kullandım.''
Ülkemiz dünyanın en hızlı gecekondulaşma olayının yaşandıgı bir ülke.''Kent nüfusunun Lima' da %36sı.Caracas'ta %35i,Manila'da %33ü gecekondu bölgelerinde yaşamaktadır.Türkiye'de İstanbul,Ankara ve İzmir'de gecekonduda yaşayan nüfus oranı bu örneklerde oldugundan daha yüksektir.(Prof.Dr.Ruşen Keleş Türkiye'de Şehirleşme ve Gecekondu. Gercek yayınevi 1978 sayfa 182)
1953 yılında izinsiz yapıları ilgilendiren ikinci yasa çıktığı tarihe değin gecekondu sayısı 80bine varmış bulunuyordu.bu rakam 1960 yılında 240 bin,1970 yılında ise 600 bin olmuştur.resmi kişiler ve kaynaklar gecekondu sayısının 1978 yılı sonunda 850 bini buldugunu soylemektedir.(sayfa 187)
Gecekondu halkının toplumsal beklentilerinin arttığı ilerici niteliğin geliştiği oranda Gencebay'ın şarkı sözlerinde de bunun aynen yansıdıgını şarkı sözlerininb toplumsal sorunlarla daha yakından ilgili,daha ilerici bir kimlik kazandırdığını görüyoruz:
''Bir yanda hayat kavgası var
Bir yanda aşkın ızdırabı''
''sağımda solumda can verenler var
her dostun kavgası ayrı biçimde
nedir bu kin ne bu nefret
hiç kalmamış cana kıymet''
''Anan maaşıma harçlık diyormuş
baban onbinlerce başlık diyormuş
kısacası bu iş olamıyormuş
bir araya gelemeyiz sevdiğim''
Bitecek Dertlerimiz den(1978)
''bir gün mutlaka yaşıyorsak eğer
gülecek her birimiz
biz görmesekte görecekler var
bitecek dertlerimiz..''
Gencebay 78 lerde ''Bitecek Dertlerimiz'' ile ulaştıgı çizgiyi dahada ileri götürebilecekmiydi??Bu sorunun cevabını bir ölçüde ''Yarabbim'' adlı son LP sinde bulmak mümkün.bu uzunçalarda ''bitecek dertlerimiz''le vardıgı boyutların yakınından gecebilecek tek bir parca bile yok..buna Gencebayın kendi gelişimi çizgisinde önemli bir duraklama olarak bakabiliriz..
79'lar Turkiyesinde yaşanan enflasyonlu,kuyruklu,ölümlü,kurşunlu cehennem günlerinin ''umutsuzlukla''ansızın patlayan ve görülmedik bir salgına dönüşen ferdi tayfur olayının aynı zamanda gelişmesi raslantı değil kuşkusuz.bu duraklamalar ve geriye dönüşler çıldırmanın eşiğine gelmiş bir toplumun dengesizliklerini,boşa çıkan umutlarını yansıtıyor..olusan yeni koşullarınn ve kargaşanın şarkıcısı Ferdi Tayfur'un gerçekleştirdiği çıkış Orhan Gencebay'ın daha önce geliştirdiği çizgiyle bir '' karşıtlaşmayı'' ve ''Gerilemeyi'' de içeriyor..
Örneğin Orhan Gencebay ın ve Ferdi Tayfur'un iki şarkısından alınan aşağıdaki dizeler bu karşıtlaşmanın ve Ferdi Tayfur şarkılarının taşıdıgı ''UMUTSUZLUK'' örneğini açıkça sergiliyor:
''böyle gelmiş böyle gitmez
böyle derde sabır yetmez''
O.GENCEBAY
''ağlamak ne kar eder
böyle gelmiş böyle gider''
F.TAYFUR
Bütün şarkıları İNLEME,AĞLAMA,HIÇKIRMA
titreşimleriyle soyleyenFerdiTayfur'unşarkısözlerinde ''kan,gözyaşı,yara'' gibi sözcüklerle ÖLME İSTEĞİ temalarına sıkça rastlanıyor....
vazgec felekten:''sana yalvarmaktansa /dunyada sürünmektense /karatoprak benim için/ bir kurtuluş olacak.''
Mecburen den:''severiz bazı zaman/gözyaşımız olur kan''
yüreğimde yara var'dan:yüreğimde yara var/durmadan kanar/insan olan sevdiğine boylemi yapar?
____________ III______________
Büyük ölçüde Gencebayın oluşturdugu ve Ferdi Tayfur'la akıl almaz bir şekilde salgına dönüşen minibüs muziğinin (TV ve radyoda yasaklanmasına rağmen) gecekondularda yaşayan emekçi kesimleri,işsizleri,lümpen proleterleri boyle etkileyebilmesi çok önemli.Kitlelerin ilgilerini çeken ve hızla yığınsallaşmayı becerebilen her olayı önemsemek zorundayız.(Hele müziğin duyguları,coşkuları,en doğrudan doğruya yansıtan sanat dalı olduğu düşünülürse)
Hızla yaygınlaşabilmek mesajı kitlelere ulaştırmak isteyen ilerici bir sanatcı muzik biçiminin içerdiği kitleleri kendine kolayca ısındırabilen motifleri bilinçli bir şekilde kullanamazmı???
____NEDİR ARABESK?_____________?????___
Müzik uzmanlarına göre genellikle Arap,iran,hint ve Türk kaynaklı ezgilerden yozlaştırılarak oluşturulmuş ''doğu motifleri taşıyan,kurallaerı belirlenmemiş, ilkel bir ezgi türü...Evet muzik uzmanlarına göre arabeskin tanımı boyle yapı8lıyor ve hatta bu müziğin halk müziğini bozduğu söylüyorlar.yukarıda sözü edilen ülkelerin folklor türündeki yada sanatçıların oluşturdukları müziklerin tutarlı bir yapısı vardır ve her ülkenin müziği öbüründen çok önemli noktalarla ayrılmaktadır.Geleneksel Müzik türlerimiz konusunda Bartok,Yönetken,Saygun,Dr Subhi Ezgi gibi araştırmacıların vardıgı sonuçlardanda bu müziklerin ''Arap muziğine yakın oldugu'' savını DOĞRULAMA-MAKTA hatta örneğin halk müziğimizdeki pentatonik yapı nedeniyle çok daha değişik akrabalıklara işaret etmektedir..
(bu konudaki tartışmalar için H. Saadettin Arel'in Türk musikisi kimindir? adlı kitabı okunmalı)
Aslında arabesk bir müzik türü değildir.öyleyse nedir arabesk?
Arabesk eski Mısırda bir etkinlik,mimaride bir tarz,balede bir figür gibi anlamlara gelen kelimedir.fakat muzikle alakası yoktur..bu isim bu türde müziğe yakıştırılmıştır.bu yakıştırılan muzikal arabesk tanımı ise senkoplu 4/4lük usulün 2/4lük gibi çalınış şeklidir...buna dunya müzik literatüründe C-BARE denir.
TRT' DE ARABESK NİÇİN DENETİME GİREMİYOR??
Bu sorunun cevabını bulabilmek için TRT nintutumunu bilmek gerekir.Radyo ve TV de muzikteki anlayışları çok katı olan kişilerin olması bu müziğin TRT de yayınlanmasına bir engel..Fakat buna anlayış meselesiyle de bakılması bence yanlış.Çünkü TRT muzik ayrımı yapacağı yerde sanatcı ayrımı yapıyor.En basitinden Yüksel Uzel,Emel Sayın gibi TSM sanatçılarınınekranda sıkça olmaları ve arabesk denilen türde şarkı okumaları POLİTİK BİR MESELEDEN BAŞKA NE OLABİLİR?Arabesk muziğin TRT'ye alınmamasının sebeplerini şöyle kabul edelim:
1-Arabeskin halk müziğini yozlaştırması
2-Arabeskin toplumumuza yakışmaması ve küçümsenmesi
3-Arabeskin duygu sömürüsü yapması ve kadercilik anlayışına oldukça çok yer vermesi
4-Arabesk müziğin insan zevkini soysuzlaştırması
Yukarıda saydıgım 4 temel sebep arabeskin TRT deki zihniyetlerce kabul edilmememesidir..ve şimdi bunların ne derece haklı olduğunu görelim:
1.ni temel nedende verilecek cevap şu oluyor bence...Arabesk sanatcılarından hangi birisi halk müziğini bozmuştur?bu konuda Gencebay şöyle diyor:''halkın kulağını bozduğumu söylüyorlar.halk müziğini yozlaştırıyomuşum.ben hangi halk türküsünü alıpta bozmuşum?hayır!(bu konuda Gencebayın halk muziğine büyük saygısı oldugu unutulmamalıdır)
Gelelim 2 inci nedene.Halk tarafından bu kadar benimsenen bir müziği toplum neyine yakıştıramıyor?bugün Alsancakta en lüx evde bile arabesk müzik çalınmıyormu?''Baba deyimli ensesi kalın zengin kişilerin kokteyl ve gecelerinde yine arabesk çalınmıyormu??Arabesk denen bu muzik biçimini toplumumuza yakıştırmayanlar arabeskliğin toplumdan sökülüp atılması için bir gerekçe göstermek zorundadırlar...Gösteremiyorlarsa bunda başarısızdırlar.
Üçüncü temel nedendeki kadercilik anlayışına ne demeli?ülkemizin bugünlere hep kader diyerek geldiği gerçeği de koca bir yalanmıdır?Klasik sanat muziğindeki arapca ve farsca sözlerin türkçe anlamları araştırıldıgında esas karamsarlık ve kadercilik hangi muzik türünde daha çok vardır o anlaşılacaktır.O halde klasik türk sanat müziği sözleride arabesk değilmidir?arabeskçileri kaderci diye suçlamak insafsızlıktan başka bişey olmuyor.Schumann dan Beethoven'e Rodrigo'nun Re majör gitar koncertosundan Çaykovski'ye kadar hepsinde karamsarlık ve ızdırap işlenmiştir..öyleyse bu muzik ustalarıda TRT mantıgına göre arabeskçi olmuyorlarmı???
Yine kadercilik konusunda Gencebay şunu soylüyor:''doğumuma mani olamadım,ölümümede mani olamıyacagım.Bu bir gercek.Herşeyin bir başlangıcı ve sonu var.insanlar kendi yetenekleriyle (akıl,fikir gibi)kendilerini yönetebilirler.Belkide belli ölçüde kaderini tayin edebilirler.Ama başka bir olayda insanın her zamanki planladığı bir olayın istediği doğrultuda gerçekleşmemesidir.işte o zaman planının uygulanamaması kader olmuş oluyor''..
Yine bir şarkı sözünde Gencebay şunu diyor:''uyan artık kara bahtım/uyanda bak gecenlere/kader diye diye geldik şu kapkaranlık günlere''
4. temel sebep ise şöyle açıklanabilir:
insan zevkini yozlaştıran bu muzik türü bu kadar kötü ise niçin TRT de THM veya TSM adı altında arabesk parcalar yayınlanıyor.erovizyona Sufi-Sufi adlı parcayla katıldık.bu muzikte teknik ve melodik anlamda arabesk motifler işlenmiştir...insan zevkini soysuzlaştıran muzik diyenler bunu hangi gerekçe ile söylüyorlar??bu muziğin yaratıcılıgı olmadıgını ileri sürenler için bir cevap geliyor Gencebay cephesinden:''TRT yarım saatlik bir program için 2 saat prova 1 saat kayıt için toplam 3 saat zaman tanır 10 şarkı için.oysa bir albümün oluşabilmesi için minimum 250 saat kayıt ve türkiyenin en iyi stüdyoları muzisyenleri tercih edilir..''
bazı zamanlarda canlı yayınlarda seyircinin gözü onunde oluşan hatalarda cabasıdır.arabeski TRT YE SİNDİREMEYENLERİ şuna benzetmeteyim.yakın zamanımızda Atatürk yaptıgı devrimlerle padişah cevrelerince tepkiyle karşılandı.hatta onun en yakın arkadaşları bile biz padişah ekmeği yedik gibilerden bu devrimleri sindirememişlerdir..burada da devrim kelimesi söz konusu oldugundan durum analizi aynıdır.yapılan muziğin mazisi en fazla 20 yıldır.bu muzikal devrimde de TRT ve gelenekçi kesim tutumları itibarıyla birbiriyle örtüşmektedir...
_____SON OLARAK ARABESK OLAYINDAN ALMAMIZ GEREKEN DERSLER VARMIDIR???________
Elbette.her toplumsal olaydan alındıgı gibi.bu konu araştırılmalı.yararlı yanları çıkartılmalı muzikal analizleri sentezleri yazılmalıdır.arabesk olgusunda dikkat edebileceğimiz olumlu bir çok nokta vardır..ancak bu muziğin gecekondu halkı arasındaki birleştirici özelliği olduğu unutulmamalıdır.bu birleştiricilik ilerici ve başkaldırıcı yöne gittiği takdirde toplumda sınıf ayrımı ortadan kalkabilir.çeşitli yorelerden gelen kültürleri farklı olan işçi,küçük burjuva,köylü gibi kişilerin düzeyinde bulunan ama hepsini birleştirebilen ''ortak bilinç''''ortak dünya görüşüü''ne sahip kitleleri ''ortak bir duyarlılık''la kavrayan yeni bir muzik oluşturmak gerekiyor.(örneğin özgün müziğin doğması gibi)görevimiz arabesk olayından bile salt bu konuda dersler alıp bu çalışmaları, desteklemek kendi olanaklarımız ölçüsünde yardımcı olmak yayılmasını sağlamaktır.O dünya isterse batsın...BİZ ''BAŞKA BİR YERYÜZÜ PEŞİNDEYİZ ZATEN...''
___kaynaklar:
1- 4 mayıs 1987 muzik magazin dergisi 12. sayı
2_30 agustos 1987 yeni asır gazetesi
3-sabah gazetesi8aykut ısıklar roportajı
4-3 agustos 1987 7 gong dergisi
5_17 ocak 1981 ses dergisi
6-1ocak 1985 kadın dergisi pınar kür roportaj
7-4 ekim 1980 ses dergisi
81985 yılı 7 gong dergisi
9-1 ekim 1980 milliyet sanat dergisi
10_kendi bilgilerim ve düşüncelerim....