GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Gencebay Müziğinin Derinliklerine Yolculuk...
Forum kuralları
Dikkat:
-Tek bir eser ile ilgili yorum ve analizler için burayı değil, eserleri-f69/ kategorisini kullanınız.
-Tek bir albüm ile ilgili yorum ve analizler için burayı değil, diskografi-f67 kategorisini kullanınız.

GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen Razor tarih 03 Kas 2008, 20:39


Çok değerli gönül dostlarımız tarafından Facebook sitesinde kurulan "Orhan Gencebay Arabeskçi Değildir diyenler" grubu için Soner Güler arkadaşımız tarafından yazılmış harika bir makale. Facebook üyesi olan arkadaşlarımız gruba üye olurlarsa bu platformda da düşüncelerimizi temsil etme imkanımız olacaktır.

Linkleri sadece Üyeler görebilir.


GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?


"Orhan Gencebay'ın müziğine neden arabesk dendi, Orhan Gencebay'a neden arabeskin kralı deniyor?" konusuna geçmeden önce, "Arabesk nedir?", "Arabesk ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?" konuları netleştirilmelidir.

"Arabesk" kavramının müzikal anlamda Türkiye'de kullanılmasının tarihçesi hakkındaki irili ufaklı çalışmalar arasından en kapsamlı nitelikteki içeriği sunan üç önemli kaynak tespit ettim:
Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski - Meral Özbek
Türkiye'de Arabesk Olayı - Martin Stokes
Sosyokültürel Açıdan Arabesk Müzik - Nazife Güngör

Bunların üzerine Orhan Gencebay'ın bugüne kadar yazılı medyaya vermiş olduğu röportajların külliyatı da dahil edilirse, sanıyorum konu hakkındaki en gerçekçi sağlamaya ancak böylece varılabilir.

Arabesk müziğin doğuşu meselesi yalnızca belli bir müzik türünün oluşmasını açıklamakla kalmayacak derecede çeşitli ilintileri olan bir konudur. Arabesk müziğin doğuşu meselesi aslında Türk Müziği'nin ileriye doğru evrimi meselesidir, başlı başına Türk Müziği'ni ilgilendiren bir konudur. Türk Müziği-Arabesk Müzik gibi bir ayırım yapmak en baştan hataya düşmektir. Çünkü Türk müziğinin karşısına, Türkçe sözlü Arap müziği konacaksa, buna ancak Arap aranjmanı/adaptasyonu denebilir. 60 ve 70'ler boyunca birçok Fransız adaptasyonunun "Türk Pop Müziği" veya "Türk Hafif Batı Müziği" başlıkları altında sunulması da buna benzer bir hataydı. Halbuki bizim bu başlıklar altında batıdan aldığımız müziğin üzerine Türkçe söz yazmaktan başka yaptığımız birşey yoktu (bu söz yazarlarının başını Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal, Fikret Şeneş ve Ülkü Aker çekiyordu), yani Türk Müziği olarak biz birşey yaratmadık veya ortaya koymadık ki bunun başına Türk ekleyebilelim. Bunlara "Türk" denmesine rağmen, Arap müziğinin doğrudan alınıp üzerine Türkçe söz yazılmasıyla hiçbir ilgisi bulunmayan Orhan Gencebay Müziği'ne "arabesk" dendi... "Arap'tan alınma", "Türk müziği değil" anlamında...

Hemen şu konuya girmek gerekir ki, Türkiye'de "arabesk müzik" kavramı Orhan Gencebay'ın müziği ile doğmadı. Orhan Gencebay, "arabesk müzik" olarak nitelendirilen ilk serbest çalışmalarını 1966-67 yıllarında yapmıştır. Arabesk müzik ise Türkiye'de kavram olarak 1940'lı yılların ortalarında kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda ilk "arabeskçi" sıfatı atfedilen kişi de Türkiye'de bugün "Klâsik Türk Müziği'nin üstadı" olarak adlandırılan Saadettin Kaynak'tır.

Cumhuriyetin ilânıyla, Türkiye'de resmî müzik politikası olarak "Batı Müziği'ni okutmak, dinletmek ve yaymak" benimsendi. Bu politika gereği, Türk Müziği öğrenimi okullardan kaldırıldı. Radyoda Türk müziği bir süre hiç çalınmadı. Okulların dışında, alaylı gelenekte Türk Müziği'nin öğretildiği mekânlar olan tekkelere de kilit vurulduğu için; Türk Müziği'ni öğrenme ve öğretme imkânı oldukça kısıtlı kalmış oldu. Bu şu demektir: Osmanlı'dan bu yana kendi içinde bir sistem geliştirmiş olan yüzlerce yıllık bir birikim (Klâsik Osmanlı Müziği ve Türk Halk Müziği olarak iki ana başlık altında toplanabilir), bilimsel araştırma, ilerileme ve nazarî(teorik) çalışmalardan bir anda mahrum kaldı demektir.

Bu kısıtlamalar halkın yüzlerce yıldır dinledikleri müzikleri pratikte kulaklarından ve hafızalarından bir anda silemedi tabii ki. Halk bu zevkini yüzlerce yıldır olduğu gibi kendi arasındaki etkinliklerde sürdürmeye devam ediyordu, çoğunlukla yerel çalgıcılar vasıtasıyla. Gelenek de böyle sürdürülüyordu. Öğretme olayı da eski kuşaktan görme, sonraki kuşağa aktarma şeklinde. Bu görme-aktarma süreçlerinde birçok birikim kayboluyordu ve tam sağlıklı bir aktarma da yapılamıyordu, çünkü yurdun dört bir yanındaki yerel sanatçıların genellikle yazılı kaynaklardan yoksun rastlantısal birikimleriydi bunlar.

Türk Müziği'nin çalınması ve dinlenmesi bağlamında, halkın elinde bulunan yerel sanatçılar dışındaki imkânlar, radyo ve taş plâklardı. Halk dediğimizden neyi kast ediyoruz belirtmekte fayda var. 30'ların 40'ların Türkiye'sinde halkın %80'i kırsal yerleşim yerlerinde yaşamaktaydı. Bu kesim zaten kent yerleşim yerlerinde bile kısıtlı olan radyo ve gramofona çok nadir ulaşabiliyordu. Bu bakımdan, Türkiye'de müziğin gelişimi ve değişimi, gelişim ve değişim dinamiklerine en fazla sahip olan yerleşimler olan kentsel yerleşim alanlarında gerçekleşmiştir. Kırsal kesim ise, daha uzun yıllar, önceden beri olduğu gibi yerel sanatçılar geleneği ile bu ihtiyacını gidermiştir. Kent ortamında dahi radyoda Türk müziği dinlemenin kısıtlı olduğu, yabancı bir-iki şirketin hakimiyetinde olan gramofon ve taş plâk sektöründe de Türkçe taş plâkların fazla yaygın olmadığı bir dönemde; alaylı kültürün, usta-çırak geleneğinin, ortaoyunlarının, eğlencelerin ve düğünlerin, dinî ayinlerin sunduğu müzikal ortam kalıyordu geriye...

İşte 30'lar boyunca bu ortam sürüp giderken, İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla müzikal olarak değişik bir imkân ile tanıştı kent halkı. Özellike kent halkı diye belirtiyorum, çünkü "sinema" imkânından yararlanabilen kent halkıydı. O yıllarda en iptidaî noktadan başlatırsak aşağı yukarı zaten 20 yıllık bir geçmişi olan Türk sinemasının "gezici sinema"ları birden bire büyük rağbet görmeye başladı. Bunun sebebi, o zamana kadar Amerika'dan yapılan yabancı film ithalâtının savaş koşulları nedeniyle sekteye uğraması, o sıralarda sinema sektöründe atılım gerçekleştiren ve açık pazar durumunda olan Mısır'dan film ithâl edilmeye başlanmasıydı. Bu filmler, "müzikal" olarak tabir edebileceğimiz, şarkılı-dramatik film konseptindeydiler. Halk bu filmlere büyük ilgi gösteriyordu. Mısır'dan ithâl edilen filmlere gösterilen bu ilginin biricik nedeni, filmlerdeki müziklerin halkın kulak duyumuna yabancı değil, karakteristik anlamda tanıdık olmasıydı. Kent halkı, Türk Müziği dinlemenin kısıtlı ortamında, bireysel veya dar gruplar olarak değil, kitlesel anlamda müzik dinleme imkânını ancak sinemalarda böylece bulabiliyordu. Kitlesel olarak ulaşabildiği bu müzik hem Türk müziğine çok yakındı, hem de halkın reddetmesine sebep olmayacak derecede iyi yedirilmiş yeni unsurlar da içeriyordu. Burada hemen not etmek gerekir ki, Mısır müziği, batı müziğinin ortadoğuya giriş adresidir. Bunu 1800'lü yıllardan beri çeşitli batı milletleri (Fransızlar, İngilizler) tarafından uzun süre işgal altında kalmış olmasına bağlayabiliriz. İkinci bir önemli not da, Arap Müziği-Türk Müziği ilişkisidir. Bu ayrıca ele alınabilecek uzun bir konudur. Çok kısaca değineceğim: Arap coğrafyası, yüzyıllarca Osmanlı hakimiyeti altında kaldığından, bu uzun süreçte kültürel alışveriş dahilinde müzikal alışveriş de kaçınılmaz olarak yaşanmıştır. Birçok Türk müziği enstrümanı, Arap müziğinde de aslî olarak kullanılmaktadır. Birçok Türk müziği usül ve makamı, Arap müziğinde de sıkça görülebilmektedir. Yüzyılların etkileşiminin doğal sonuçlarıdır bunlar. Orhan Gencebay bu durumu Meral Özbek'e "Türk müziği ile ortadoğu müzik türü adeta kardeştir." diyerek tarif etmektedir. Mısır müziğinin, sinema aracılığı ile Türkiye'ye girişiyle kazandığı popülerlik, yeni bir yasakla, Arapça sözlü şarkıların yasaklanmasıyla örselendi. Fakat bu da öngörülemeyecek şekilde yeni bir trend oluşturdu: Mısır müziği adaptasyonu/aranjmanları. Yani, Mısır filmlerinin müziklerinin üzerine Türkçe söz yazılarak okunması. Bu trend çok büyük başarı yakaladı. Halk kendine yakın bulduğu müziği Türkçe sözlü olarak da dinleme imkânına kavuştu. Örneğin, Hafız Burhan'ın, Abdülvahhab'ın Aşkın Gözyaşları şarkısının Türkçe bir aranjmanını plâğa okumasıyla yer yerinden oynuyor, plâk oldukça rağbet görüyordu. Bundan sonra trend artık üç şekilde devam ediyor: Mısır müziklerinin üzerine Türkçe sözlü aranjmanlar, müzikal Mısır filmlerinin konseptinde olan müzikal Türk filmlerinin çekilmeye başlanması, en sonunda aranjman olmayan (yani Arap müziğinin alınıp üzerine söz yazılmasıyla yapılmayan), Türk bestecilerin Mısır müziğinden esinlenerek şarkılar bestelemeleri ve okumaları. Bu konseptteki filmlerin oyuncularının başını Müzeyyen Senar ve Münir Nurettin Selçuk çekmiştir. Yani Türkiye'de 70'lerden bu yana ve bugün hâlâ "şarkılı-türkülü film" diye küçümsenen tarzın ilk örneklerini Klâsik Türk Müziği kategorisinde gösterilen sanatçılar vermişlerdi. Ve bugün "arabesk müzik" denen ve Arap müziğinden alındığı söylenen müziğin ilk örneklerini de, o yıllarda bu tarz filmler için beste yapıp okuyarak meşhur olan Saadettin Kaynak, M.N.Selçuk, Şerif İçli, Selâhattin Pınar gibi isimler vermişlerdir, ki bu isimler de bugün Klâsik Türk Müziği ustaları olarak anılmaktadırlar. "Arabesk müzik" kavramı da bu bağlamda ilk defa bu isimlerin ürettikleri müzikler için kullanılmıştır, "Arap gibi, Arapvarî müzik, Arap müziğinden esinlenme" anlamında.

Arabesk müzik kavramının genel olarak kullanılmaya başlaması ise, Saadettin Kaynak vs.döneminden sonra, Suat Sayın ile olmuştur, bu da 1960'lı yılların başına takabül eder. Suat Sayın'ın Ahmet Sezgin'i meşhur eden Sevmek Günah Mı parçasının müziğinin aslında Abdülvahab'a ait olduğu ortaya çıkınca, arabesk kavramı iyiden iyiye yayılmaya başlar. Arabesk denmesinin bunun dışındaki en temel sebebi, orkestradır. Suat Sayın'ın bestelerinde kullandığı orkestranın temel özelliği, çoksazlı olmasıydı. Yani Türk müziğinde olduğu gibi bir ud, bir yaylı tambur, bir def vesaireden ibaret değil, Arap müziğine özgü olan 10 küsur kişilik yaylı grubunu bir arada kullanması, Suat Sayın'ın müziği için "arap gibi" deyiminin kullanılmasına sebep olmuştur. Arap müziği çoksazlılık anlamında Türk müziğinden önde ve batı müziği ile bizden daha önce tanışmış bir müzikti.

Orhan Gencebay'ın da aynı orkestrasyon anlayışını 1966 yılında Ahmet Sezgin için yaptığı, sözü-müziği kendisine ait olan Deryada Bir Salım Yok parçasında kullanması, Gencebay'ın "arabesk müzik" tanımlamasıyla ilk defa böylece karşılaşmasına sebep olmuştur. Suat Sayın'ın Sevmek Günah Mı parçasının aksine, Arap müziğinden bir adaptasyon, Arap müziği üzerine Türkçe söz yazma söz konusu değildi. Fakat kullanılan orkestrasyon anlayışı çoksazlıydı. Sonuçta, arabesk hikâyesinin Orhan Gencebay ile ilgili kısmı burada başlamaktadır.

Yazının başında arabeskin bir Arap müziği meselesi değil, Türk müziğinin ileriye doğru evrimi ve zenginleşmesi meselesi olduğunu söylemiştim. Batıcıların bu evrimden anladığı şey tamamen farklıdır. Onlara göre, Türk müziğinin evrimi, batı müzik sistemini aynen almak ve Türk müziği kurallarını terk etmek şeklinde olmalıydı. Fakat işte burada sormalıyız ki batı müziğinin aynen alınmasıyla başına Türk etiketi koymak ne kadar mantıklıdır? Türk'ün yarattığı, kattığı birşey var mıdır buna? Bu evrim, Türk müziğini silerek değil, onun üzerine inşa edilerek yapılabilirdi ancak, öyle de oldu. Müzikal evrimin iki unsuru vardır: 1)Çoksazlılık, 2)Çokseslilik. Mısır müziği üzerinden gelen çoksazlılık ve Batı müziği üzerinden gelen çokseslilik Türk müziği üzerine inşa edilmiştir. Türk müziğinde çoksazlılık, çokseslilikten önce yaygınlaştığı için batıcılar buna tepki göstermişlerdir. Tek sesli fakat çok sazlı olan Türk müziğini (bunun içinde arabesk müzik, Türk sanat müziği ve Türk halk müziği vardır) kıyasıya eleştirmişlerdir. Çokseslilik Türk müziğine 3 koldan girmiştir: 1)1964 yılında kurulan TRT'nin, 70'li yıllarda Türk müziğini çoksesli icra etme çalışmaları. 2)Türk halk müziğini bağımsız sanatçıların çok sesli adapte etme çalışmaları, özellike Anadolu Pop ve Anadolu Rock. 3) Klâsik Türk Müziği geleneği ve Orhan Gencebay'ın müziğinin etkileşimiyle Türk Sanat Müziğinde çokseslilik çalışmaları.

Üçüncü grubu burada açmak gerekir. Çoksazlılık, yani orkestra anlayışı Türk Müziği'nde Suat Sayın ile başlamış, Orhan Gencebay ile de gelişmiştir. Türk müziğinde orkestrasyon anlayışını olgun anlamda ilk olarak Orhan Gencebay oluşturmuş ve onun çalışmalarıyla bu anlayış, Gencebay müziğinin dışında Türk Sanat müziği ve Türk halk müziğinde de kullanılmaya başlanmıştır. Elbette ki ilk zamanlar TRT buna karşı çıkmıştı. Fakat zamanla, radyo ve TV'de çalınması yasaklı olan Orhan Gencebay müziğinin zengin orkestra anlayışını TRT de kullanmış ve bu noktadan sonra da bir daha vazgeçmemiştir. Yani bundan bir Türk müziği eserinde ve orkestrasında, Türk müziği enstrümanlarının yanında batı müziği enstrümanlarının da kullanılabilmesini, yaylı grubu (keman, viyola, viyolonsel, kontrbass) kullanılabilmesini, ritm enstrümanlarının ağırlık kazanmasını ve belirginleşmesini kastediyoruz. İşte bunu TRT Müzik Dairesi Eski Başkanı Doç.Dr. Süleyman Ergüner "Biz 3-4 sazla bir araya gelerek radyoda program yapardık. Orhan bey bunu kırdı. Bütün enstrümanları aldı." diyerek açıklamıştır. Orhan Gencebay'ın Türk müziğine kazandırdığı çoksazlılık anlayışı ile evrimin birinci aşaması gerçekleşmiştir. Bu anlayış da birebir Mısır müziğinden alınma şekliyle değil, yine Orhan Gencebay'ın başını çektiği uzun uğraşlar, deneyler, stüdyo çalışmaları, enstrümanist yetiştirme safhası, Türk müziği enstrümanları ile batı müziği enstrümanlarını birbirine adapte etmek gibi 10-15 yıllık bir periyod sonunda belli bir seviyeye ulaşabilmiştir. Evrimin ikinci aşaması olan Türk müziğinde çokseslilik ise, yine Orhan Gencebay'ın da içinde bulunduğu, Anadolu Pop, yeni nesil Türk Sanat Müziği, Türk Hafif Batı Müziği sanatçılarının, bestecilerinin ve aranjörlerinin, bazıları birbirinden bağımsız, bazıları kollektif olan yüzlerce çalışmaları sonucunda, 15-20 yıllık bir periyod içinde yerleşebilmiştir. Çoksesliliğin gelişmesinde, çok kanallı kayıt imkânı veren teknolojinin 70'lerin ortalarından itibaren Türkiye'ye girişi de önemli rol oynamıştır.

Asıl konuya dönersek, Orhan Gencebay'ın müziğine "arabesk" denmesinin yukarıda açıkladığımız müzikal sebepler dışında, bir de sosyolojik sebepleri bulunmaktadır. Örneğin, "arabesk" kelimesinin bir sınıfsal sıfat veya değer ölçüsü olarak kullanılması. Müzik sosyolojisi anlamında "arabesk", Klâsik Türk müziği ve Batı müziği muhafazakârları tarafından "yoz müzik, bozuk müzik, kötü müzik" anlamında bir aşağılama ifadesi olarak kullanılmıştır. Bunun iki gerekçesi vardır: Birincisi, arabeskin Arap müziğinden alınıp Türk müziğini bozduğu ve yozlaştırdığı iddiası. İkincisi, arabesk müzik dinleyenlerin köyden kente göçmüş, fakir, eğitimsiz, kent yaşamına uyum sağlayamamış, kültürel olarak yozlaşmış insanlar olduğu iddiası. Her iki temelde de, hem müziğin kendisi hem de dinleyenleri "yoz" olarak nitelendirilmiş ve "arabesk" ifadesi de bunun için kullanılan bir aşağılama deyimi olmuştur. Orhan Gencebay'ın müziğine arabesk denmiş ise, müzikal bir tahlil yapmaktan çok bu amaçla denmiştir. Orhan Gencebay'ın kendi deyimiyle, Orhan Gencebay müziğini müzikologların incelemesi gerektiğinden çok sosyologlar incelemişlerdir. Sosyologların, seçkinci elitlerin, Batı ve Türk müziği bağnazlarının bir saldırı aracı olarak kullandıkları "arabesk" ifadesi, medyanın da yoğun ilgisi ve lansesi ile genel-geçer kabul gören bir kavram olarak kalmıştır. Özellikle, Orhan Gencebay'dan sonra gelen ve Orhan Gencebay ekolü üzerinden müzik yapmaya çalışan kişilerin bu ifadeye Orhan Gencebay kadar karşı çıkmayışları ve karşı çıkabilecek müzikal bilgi ve birikimden de çoğunlukla yoksun olmaları sebebiyle, "arabesk müzik" bir kategori olarak Türkiye'de kabul görmüştür. Denilebilir ki Orhan Gencebay bu savaşta yalnız kalmıştır. Burada Orhan Gencebay'ın neden "arabesk" tanımlamasına karşı çıktığını açıklamak bu yazının amacı olmamakla birlikte ayrı bir inceleme konusudur.

Yazar: Soner Güler

Kaynak: Linkleri sadece Üyeler görebilir.
Kullanıcı avatarı
Razor
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 780
Kayıt: 28 Eyl 2007, 22:56
Teşekkür etti: 392
Teşekkür aldi: 101
Uyarılar: (0%)
Konum: Dünya
Level: 25
HP: 59 / 1490
59 / 1490
MP: 711 / 711
711 / 711
EXP: 780 / 839
780 / 839

2 Razor isimli üyemize teşekkür edenler :
Misafir, crematory

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen Murat Yaşar tarih 04 Kas 2008, 17:14

Çok güzel bir yazı...Devamıda vardır yada devam ettirilmelidir...Soner arkadaşımızda ömer gibi tam bir araştırmacı...Ayrıca bazı fotoğrofları orada görmekte güzel ve ilginçti benim için... ;)  ;)
Kullanıcı avatarı
Murat Yaşar
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 693
Kayıt: 31 Oca 2008, 14:38
Teşekkür etti: 75
Teşekkür aldi: 47
Uyarılar: (0%)
Level: 23
HP: 49 / 1225
49 / 1225
MP: 585 / 585
585 / 585
EXP: 693 / 698
693 / 698

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen Razor tarih 05 Kas 2008, 22:56

Murat Yaşar yazdı:Çok güzel bir yazı...Devamıda vardır yada devam ettirilmelidir...Soner arkadaşımızda ömer gibi tam bir araştırmacı...Ayrıca bazı fotoğrofları orada görmekte güzel ve ilginçti benim için... ;)  ;)


Şu popstar olayı olmasaydı Orhan Abi bizim kalbimizi kırmasaydı abartmıyorum sitede her gün en az bir tane bu kalitede makale yayınlanırdı. Kitap projesinin yavaş ilerlemesinin de ana sebebi bu maalesef :(
Kullanıcı avatarı
Razor
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Divan Sazı
Divan Sazı
 
Mesajlar: 780
Kayıt: 28 Eyl 2007, 22:56
Teşekkür etti: 392
Teşekkür aldi: 101
Uyarılar: (0%)
Konum: Dünya
Level: 25
HP: 59 / 1490
59 / 1490
MP: 711 / 711
711 / 711
EXP: 780 / 839
780 / 839

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen SAMSUNLU09 tarih 14 Kas 2008, 23:07

Evet ben de size katılıyorum.İnşallah Orhan abi kendine has bir tv programı yapar veya diğer projelere daha fazla vakit ayırır.
Kullanıcı avatarı
SAMSUNLU09
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 20
Kayıt: 25 Eki 2008, 16:14
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 0
Uyarılar: (0%)
Level: 3
HP: 0 / 44
0 / 44
MP: 21 / 21
21 / 21
EXP: 20 / 27
20 / 27

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen yakamoz26 tarih 22 Kas 2008, 02:14

gencebay asla arabeskçid eğildir onun müziği evrenseldir ve tum dunya müziklerini içeriri
Kullanıcı avatarı
yakamoz26
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 14
Kayıt: 21 Kas 2008, 03:24
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 1
Uyarılar: (0%)
Level: 2
HP: 0 / 30
0 / 30
MP: 14 / 14
14 / 14
EXP: 14 / 18
14 / 18

yakamoz26 isimli üyemize teşekkür edenler :
frtozsn

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen kağan tarih 12 Şub 2009, 13:17

orhan gencebayın 3 dönemi vardır,türkü,denemeler,serbest çalışmalar,selma,sevemedim karagözlüm,sensiz bahar geçmiyor, bunlar aradönem plaklarıdır patlama yapan plaklar asıltürküleridir bütün otoriteler türkiyede bozlakları ve bağlamayı en iyi orhan gencebayın çaldığını iyi bilir,ve takdir görür biraz tepki bundandır,türkiye birde o yıllarda alışık olunmayan bir müzik akımıydı,resmi olan ilk plak başa gelen çekilirmiş,böyle bir alt yapı ve bağlama daha önceleri duyulmamıştı,arkasından dev bir eser kalabalık orkerstrası ve marş olmuş sözleriyle bir teselli ver ,böyle bir plak rekoru türkiyede duyulmamıştı,orhan gencebay piyasa müzizyenleri kullanırken en iyilerini seçerdi çünkü orhan gencebayla çalışmak için çok iyi notist olmak gerekiyordu,oyüzden gencebay çok ünlü müzizyenlerden oluşan kervan plak orkestrasını kurmuştu oyıllarda,(turhan yükseler,cengiz çoşkuner,rıfat şanlıel)gibi piyasanın dev müzizyenleri orhan gencebayla çalışıyodu ve 197lerde şençalarplaktan sonra ilkdefa kervanplak orktestrası vardı,ve tanrıya feryat senfoni orkestrasıyla yapılmıştı oplak yine şaşkınherkes arkasından yarabbim,ve tamamı batıve opera türk müziyi tarzında bestelen leyla ile mecnun ve herkez bu müziye ad koymaya çalışıyodu,batımüziyi,türk müziyi,arap müziyi,agırlıkla batı müziyive halk müziyi,orhan gencebay her tarzdan beste yapıyodu bu herkezi şaşırtıyodu,sezen aksunun okuduğu zelzele(sözleriheybeliada bahriyeli olarak askerlik yaparken tanıştığı şair bekir sıtkı erdoğanın sözleriylerbestelediği)bu seferde başka bir tazda çıkıyodu sevenlerinin karşısına sezen aksu firuze ve bu şarkıyla patlama yapıyodu,ve   bestelerini herkezokuyodu arebeskçi diyenler,besteleri arebesk diyenleri bir kerede şaşırtıyodu orhan gencebay sözleri ülkü akere aitolan bestesi kendisin çöp çatanla,arkasından tamen batı tarzında olan sevenlerin kaderi,banaçokmu görüyorsun,gencebay müziyi en doğruterimdir bence,geniş bir yelpazedir gencebay tek bir isimle adlandırmak,yıllarca bestleri herkez tarafından okunmuş,herkezin kabul gördüğü bir dehaya haksızlık olur ,ve taklitlerini bile şöhret olmuştur,orhan gencebay müziyi  geniş bir meyve tabağı gibidir her çeşit meyve vardır o tabakta ve arebeskçi diye nitelendirmek haksızlık olur şimdiki pop müziyiğine bakın bağlamalar,zurnalar,darbukalar var ozaman buğünkü popçularda arabeskçi,ozaman onlarıda bu katogoriye dahil etmemiz gerekir,
Kullanıcı avatarı
kağan
Dombra
Dombra
 
Mesajlar: 80
Kayıt: 18 Ara 2008, 01:33
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 17
Uyarılar: (0%)
Level: 7
HP: 0 / 130
0 / 130
MP: 62 / 62
62 / 62
EXP: 80 / 81
80 / 81

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen GÖNÜL_FIRTINASI tarih 13 Şub 2009, 09:46

çok doyurucu bir makale..tek kelimeyle..teşekkürler



Ne Bir Başkası Girdi Şu Gönülden İçeri...Ne Bir Yabancı Çıktı Gönül Kapısından....!
Kullanıcı avatarı
GÖNÜL_FIRTINASI
Elektro Bağlama
Elektro Bağlama
 
Mesajlar: 594
Kayıt: 09 Ara 2007, 12:39
Teşekkür etti: 1
Teşekkür aldi: 7
Uyarılar: (0%)
Level: 22
HP: 33 / 1106
33 / 1106
MP: 528 / 528
528 / 528
EXP: 594 / 633
594 / 633

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen Soner Mızrak tarih 21 Mar 2010, 14:06

gencebayında belirttiği gibi , yaptığı müziğe arabesk denmesinin sebebi en kısa ve öz haliyle şöyle ; gencebay eserleri piyasaya çıktığı zaman ,halk sadece arap radyolarını dinleyebiliyor ve dolayısıyla kulaklarını o müziklerle dolduruyordu..kendi müziğini de halk arapların müziğine benzetince, arap esintisi veya etkinliği manasına gelen ARABESK terimiyle orhan gencebay müziğini adlandırıverdi..

asıl formunun ne olduğunu bizler ve müzisyen olmasa bile türk halkının çoğusu biliyor zaten..gencebayı kabulensinler de nasıl isterlerse o isimle ansınlar..bizler sonradan gerekli ismi layığıyla öğretiriz onlara..bir açıdan bu dediğimede hak vereceksiniz diye umuyorum..kalın sağlıcakla...
En İyi Çalan En İyi Söyleyen , Kendini En İyi Dinletebilendir...Neyzen Tevfik...
Kullanıcı avatarı
Soner Mızrak
Cüra
Cüra
 
Mesajlar: 43
Kayıt: 19 Mar 2010, 13:46
Teşekkür etti: 15
Teşekkür aldi: 32
Uyarılar: (0%)
Level: 5
HP: 0 / 81
0 / 81
MP: 38 / 38
38 / 38
EXP: 43 / 51
43 / 51

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen shadow tarih 30 Mar 2010, 12:52

Arkadaşlar, Sayın Gencebay (ORHAN ABİMİZ) bu müziği çıkardığı zaman listeleri altüst etti ve o günkü toplumda GENCEBAY FIRTINASI esmeye başladı. Bunu özellikle o günkü gençlerin (yani bizlerin) gözünden düşürebilmek için başlatılan bir kampanya olarak gördük. Yani "çamur at, izi kalsın" olayı gibi bir şeydi. Ama artık bugün görüyoruzki onlar da bunu (istemeseler bile) kabul etmek zorunda kalmıştır. Gerisi lâf ü güzâf.
Kullanıcı avatarı
shadow
 
Mesajlar: 1
Kayıt: 29 Mar 2010, 01:29
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 0
Uyarılar: (0%)
Level: 1
HP: 0 / 18
0 / 18
MP: 8 / 8
8 / 8
EXP: 1 / 10
1 / 10

Re: GENCEBAY'IN MÜZİĞİNE NEDEN "ARABESK" DENDİ?

Yeni mesajgönderen hasretsevda tarih 30 Mar 2010, 15:21

Soner Mızrak yazdı:gencebayında belirttiği gibi , yaptığı müziğe arabesk denmesinin sebebi en kısa ve öz haliyle şöyle ; gencebay eserleri piyasaya çıktığı zaman ,halk sadece arap radyolarını dinleyebiliyor ve dolayısıyla kulaklarını o müziklerle dolduruyordu..


o yıllar 1935-36 arasındaki  YASAKLI donemdir...her zaman bahsettiğim cumhuriyet donemi muzik politikası....1948de ise taksim sinemasına aşkın gözyaşları filminin gelmesiyle hint filmleri süreci başlamıs sonrasında Saadettin Kaynakla birlikte tekrardan arap muziklerine türkçe söz montaj yapıldıgı döneme girilmiştir...Gencebay işte bu donemden sonra ortaya cıkar....1964lerden itibaren

Cumhuriyet donemi uygulanan muzik politikası ve radyolarda turk muziğinin yasaklanmasına dair daha geniş bilgiye ulaşmak isteyenler aşagıdaki adresten ulaşabilirler:

Linkleri sadece Üyeler görebilir.





     
Kullanıcı avatarı
hasretsevda
 
Teşekkür etti: 0
Teşekkür aldi: 1
Uyarılar: (0%)
Level: 0
HP: 0 / 0
0 / 0
MP: 0 / 0
0 / 0
EXP: 0 / 0
0 / 0

Sonraki


İlginizi Çekecek Diğer Başlıklar


Dön Orhan Gencebay Müziği

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir

cron