Dil Yarası, Ya Evde Yoksan, Utan, Cevap Ver, Yalnız Değilsin, Sen de Haklısın, Yürekten Olsun (Bu albümler, 1983 sonrasında yapılan Gencebay albümlerinin içinde iyi olanlar. Diğerleri piyasaya göre muhteşemin üstünde; ancak Gencebay Müziği standartlarının altında)
1983'ten sonra Gencebay müziğinde elektroniğin ağırlıkta olmaya başlaması beni hep rahatsız etmiştir. Hele ki Gencebay müziğine Beni Biraz Anlasaydın albümü ile giren elektro bateriyi hiç yakıştırmam. 1993'ten sonra da zaten ritm (bateri ve diğer vurmalı çalgılar), bas, piyano, org, gitar (gitar için şunu söyleyebiliriz: Gitar genellikle canlıydı. 1984 sonrası kayıtlarda Erdinç Şenyaylar tarafından çalındı ama bazen bilgisayarla yapıldığı da oldu), buzuki, obua, flüt, saksafon, trombon, trompet, kanun, akordeon gibi pek çok enstrümanın sesi bilgisayar ile oluşturuldu albümlerde. Elektro bateri de devre dışı kaldı. Cevap Ver de yeniden akustik tarz denendiyse de kalıcı olmadı, 2000'de yeniden elektronik işler başladı.
Bir de şu var, Türkiye'de ilk stüdyo kayıtlarının başladığı 30'lu yıllardan 1988'de harddiskin icadına kadar kayıtlar makara bandına kaydediliyordu. Elektronik sound kullanılsa bile analog kayıtlarda sesler daha farklı oluyordu. Sonraları makara bantlarının maliyeti, en ufak bir hatada montaj imkanı vermediği için çöpe giden bantlar stüdyoların kayıtları stüdyolara müzik seti bağlayıp bildiğimiz kasetlere yapmasına sebep oldu. Fakat 1988'de harddisk icad edildi ve 1989'da Türkiye'ye geldi, işte bundan sonra önceleri CD'lerle gelen midi teknolojisi bilgisayarların bilfiil stüdyoya girmeleri ile yerleşti. Elektronik cihazlarla alınan dijital kayıtlar, o müzik yanınızda çalınıyormuş hissini veremedi ve makaralı kayıtlarda solistin sesi canlısıyla aynı oluyordu. Şimdi dijital (yani direkt harddiske kaydetme) kayıtlarda seslerle hiç oynamasınız dahi solistin sesi canlı sesinden bir miktar farklı oluyor. İşte bunlar ruhu bozdu. Aslında yeniden o devasa teypler stüdyolara girse, kayıt CD olarak yayınlandığında bile plâk ruhunu yakalayabiliriz. Zaten çok fazla canlı okumayan Orhan Gencebay'ı daha iyi dinleyebilirdik. O bantlar ve teypler çok fazla bulunmuyor sanırım, fakat hâlen kullananlar var.
Gerçekler, ancak saklanmadığı müddetçe gerçektir.