Bu konu hakkında daha sonra daha uzun yazmayı düşünüyorum. Çünkü başka başlıklar altında da bazı arkadaşlar tasavvufla ilgili hiç de katılamadığım şeyler yazmışlar. Ancak yine de birkaç noktaya değinmeden edemeyeceğim.
Birincisi şudur ki tasavvuf bir felsefe kolu değildir. Tasavvuf, İslam'ı, bir anlama, yorumlama ve bunların ötesinde de yaşama biçimidir. Kaldı ki bir felsefe olsa bile, bu tasavvufun değerini düşürmez ya da arttırmaz. İsminin ingilizce karşılığının sufizm olması bunun ne felsefi bir akım olduğunu ne de Yunan (Helen) kökenli olduğu anlamına gelir. Bazı kelimelerin başka dil ve kültürlerde tam karşılığı yoktur. Bizdeki "gönül" kelimesinin ingilizce karşılığı olmadığı gibi.
İkincisi, Orhan Gencebay'ı anladığını düşündüğünü belirten bazı dostların tasavvufa karşı tutumları beni oldukça şaşırtmaktadır. Çünkü Orhan Gencebay, birçok röportajında "bizim pirlerimiz Mevlanalar, Yunus Emrelerdir" demektedir.
Üçüncüsü, Orhan Gencebay'ın birçok eserinde tasavvufi mesajlar bazen doğrudan bazen ara ara verilmektedir.
"elhamdülillah" eserinde "hamdık, yandık, piştik" tasavvuftan gelen sözlerdir. İpek böceği,tasavvufi bir eserdir. "Hem sözüyle hem de müziğiyle..İlk aklıma gelenleri yazıyorum. "Tek Hece" gibi. Keza "Allah bizimledir" gibi.
"Ben kendim bir alemim şu alemin içinde" ifadesinin nereden esinlenildiğini birçok dostumuz da anlamıştır eminim.
Dördüncüsü bazı diğer arkadaşların da belirttiği gibi, bazı ifadeleri dümdüz okuyarak anlayamayız. Bazı kelimeler ilk anlamlarında kullanılmayabilir... Bizim kültürümüzde mesela "Allah dostu" diye bir kavram vardır. Bu kavram Allah'ın bir dosta ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. O kişinin de Allah'la dost olduğu anlamına gelmez. Birçok metinde Hz. Peygamber'den bahsederken "Allah'ın sevgilisi" ifadesi kullanılır. Bu ifade, haşa, Peygamber Efendimiz ile Allah arasında bir sevgililik ilişkisi iddiası anlamına gelmez.
"kul olmak" bazı eserlerde ne kadar çok sevdiğini ifade etmek için "senden başkasını gözüm görmüyor, göremez" anlamında kullanılır. Edebi eserlerde, sanatsal eserlerde bu ifadelerin kullanılması yaygın ve olağan bir durumdur.
Hatta siyasi anlamda da "kıblesi Brüksel" (Avrupa Birliğinin başkenti olduğu için) ya da "kıblesi Vaşington" diye benzetmeler yapılır. Bunların doğruluğu belki tartışılabilir ama burada benzetilen kişinin Kabe'den başka kıblesi olduğuna dair bir suçlama yoktur.
İpek böceği eserinde, "arasıra balkonuna asıver, halı gibi kilim gibi döv beni" sözlerinden heralde gerçekten dövülmek anlamını çıkarmıyoruz?
Neyse daha sonra uzun yazacam dedim ama şimdi de kısa olmadı. İşin dini bir tartışmaya mahal vermesinden endişe ediyorum ama bu endişemin üstesinden gelebilirsem daha fazlasını da uygun bir zamanda yazmaya çalışırım.
Birincisi şudur ki tasavvuf bir felsefe kolu değildir. Tasavvuf, İslam'ı, bir anlama, yorumlama ve bunların ötesinde de yaşama biçimidir. Kaldı ki bir felsefe olsa bile, bu tasavvufun değerini düşürmez ya da arttırmaz. İsminin ingilizce karşılığının sufizm olması bunun ne felsefi bir akım olduğunu ne de Yunan (Helen) kökenli olduğu anlamına gelir. Bazı kelimelerin başka dil ve kültürlerde tam karşılığı yoktur. Bizdeki "gönül" kelimesinin ingilizce karşılığı olmadığı gibi.
İkincisi, Orhan Gencebay'ı anladığını düşündüğünü belirten bazı dostların tasavvufa karşı tutumları beni oldukça şaşırtmaktadır. Çünkü Orhan Gencebay, birçok röportajında "bizim pirlerimiz Mevlanalar, Yunus Emrelerdir" demektedir.
Üçüncüsü, Orhan Gencebay'ın birçok eserinde tasavvufi mesajlar bazen doğrudan bazen ara ara verilmektedir.
"elhamdülillah" eserinde "hamdık, yandık, piştik" tasavvuftan gelen sözlerdir. İpek böceği,tasavvufi bir eserdir. "Hem sözüyle hem de müziğiyle..İlk aklıma gelenleri yazıyorum. "Tek Hece" gibi. Keza "Allah bizimledir" gibi.
"Ben kendim bir alemim şu alemin içinde" ifadesinin nereden esinlenildiğini birçok dostumuz da anlamıştır eminim.
Dördüncüsü bazı diğer arkadaşların da belirttiği gibi, bazı ifadeleri dümdüz okuyarak anlayamayız. Bazı kelimeler ilk anlamlarında kullanılmayabilir... Bizim kültürümüzde mesela "Allah dostu" diye bir kavram vardır. Bu kavram Allah'ın bir dosta ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. O kişinin de Allah'la dost olduğu anlamına gelmez. Birçok metinde Hz. Peygamber'den bahsederken "Allah'ın sevgilisi" ifadesi kullanılır. Bu ifade, haşa, Peygamber Efendimiz ile Allah arasında bir sevgililik ilişkisi iddiası anlamına gelmez.
"kul olmak" bazı eserlerde ne kadar çok sevdiğini ifade etmek için "senden başkasını gözüm görmüyor, göremez" anlamında kullanılır. Edebi eserlerde, sanatsal eserlerde bu ifadelerin kullanılması yaygın ve olağan bir durumdur.
Hatta siyasi anlamda da "kıblesi Brüksel" (Avrupa Birliğinin başkenti olduğu için) ya da "kıblesi Vaşington" diye benzetmeler yapılır. Bunların doğruluğu belki tartışılabilir ama burada benzetilen kişinin Kabe'den başka kıblesi olduğuna dair bir suçlama yoktur.
İpek böceği eserinde, "arasıra balkonuna asıver, halı gibi kilim gibi döv beni" sözlerinden heralde gerçekten dövülmek anlamını çıkarmıyoruz?
Neyse daha sonra uzun yazacam dedim ama şimdi de kısa olmadı. İşin dini bir tartışmaya mahal vermesinden endişe ediyorum ama bu endişemin üstesinden gelebilirsem daha fazlasını da uygun bir zamanda yazmaya çalışırım.

(0%)

News